(1479 S. K. m. 24, 25)
Dava: Davacı, 1.6.1998-20.3.2001 tarihleri arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının iptaliyle, prim borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Mahkemece davacının Limited Şirket ortağı olduğu 19.12.1996-31.1.2002 döneminde Bağ-Kur kapsamı dışında kaldığının tespitine karar verilmişse de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten; davanın yasal dayanaklarından birini oluşturan 1479 sayılı Yasanın 24-25. maddeleri gereğince kimlerin Bağ-Kur'lu sayılması gerektiği ve buna ilişkin yasal karineler açıkça gösterilmiştir. Uyuşmazlık konusu dönemde davacının Bağ-Kurluluğuna ilişkin yasal karineler ortaya konmuştur. Şu duruma göre belirtilen dönemde davacının Bağ-Kurluluk statüsü oluşmuştur.
Ne var ki; davacının uyuşmazlık konusu dönem içerisinde 1.6.1998 ila 24.11.1998 ve ayrıca 15.6.1999 ila 20.3.2001 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak çalışmalarının bulunduğu açıkça saptanmıştır. Ayrıca davacının keza 506 sayılı Yasaya tabi belirtilen dönemden önce 1391 günlük çalışması da mevcuttur. Ayrıca davacının Bağ-Kur'a prim ödemeleri olmadığı da görülmektedir.
Öte yandan Sosyal Güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık öngörülmemiştir. Dava konusu olayda olduğu gibi, kimi durumlarda birden fazla sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışmalar olabilir. Bu gibi durumlarda kişinin ekonomik ve sosyal yaşamında baskın çalışmasına geçerlilik tanınır.
Dava konusu olayda, davacının tam gün esasına tabi ve kamyon şoförü olarak çalıştığı 506 sayılı Yasaya tabi sürelerin baskın olduğu görülmektedir.
Bu yönden mahkeme kararı doğrudur. Ancak 506 sayılı Yasa kapsamı dışında kalan ve Limited şirket ortağı olarak geçen sürelerinde Bağ-Kur'lu kabul edilmesi gerekirdi. Mahkemenin bu yönü gözardı etmesi ve zorunlu Bağ-Kur'luluk statüsünü ortadan kaldırması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, yargılama giderlerinden her iki sosyal güvenlik kuruluşlarının kusurları bulunmadığından sorumlu tutulmamaları gerektiği gibi KDV'den de sorumlu tutulamazlar.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy