(1086 S. K. m. 9, 512/1) (2004 S. K. m. 50) (2709 S. K. m. 73)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı ( 3. kişi ) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde yetkisizliğe karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nur Algan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı üçüncü kişi, borçlu hakkında takibin yapıldığı Adapazarı İcra Müdürlüğünün talimatı üzerine Akyazı İcra Müdürlüğünce haczedilen taşınır malın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu öne sürerek istihkak davası açmıştır.
Davalı alacaklı yanca süresinde ileri sürülen yetkisizlik itirazı üzerine merciice, davanın takibinin yapıldığı Adapazarı İcra Tetkik Merciinde açılması gerektiği nedeniyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Uyuşmazlık, hacizli malın bulunduğu yerde istihkak davası açılıp açılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Olayda uygulanması gereken HUMK'nun 512/1 maddesi hükmüne göre, istihkak davası "eşyanın bulunduğu ve yahut haczin vazolunduğu" yerde açılabilir.
Bu özel yetki kuralları HUMK'nun 9. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralına ayrıcalık oluşturur. İİK'nun 50. maddesi hükmü gereği HUMK'nun yetkiye ilişkin hükümleri takip hukukunda da uygulanır.
Bu ilkelerden hareketle, hacizden kaynaklanan istihkak davaları ( İİK'nun 97-99 ) aşağıda gösterilen yerlerde açılabilir.
1-Haciz, İcra takibinin yapıldığı yerde konulmuş ise üçüncü kişi veya alacaklı yanca istihkak davası icra takibinin yapıldığı yerde açılabilir. ( HUMK md.512/1 )
2-Haciz, takip icra dairesinin talimatı üzerine ( istinabe yolu ile ) başka bir icra dairesine konulmuş ise ( İİK md.79/2 ) üçüncü kişi veya alacaklı yanca istihkak davası hacizli malın bulunduğu yerde açılabilir ( HUMK md.512/1 )
Bu durumda üçüncü kişi veya alacaklı istihkak davasını, icra takibinin yapıldığı yerde de açabilir. Her ne kadar HUMK'nun 512/1 maddesinde, yanlış çeviri sonucu " haczin vazolunduğu " deyimi kullanılmış ise de, bunu kaynak Nöşatel Usul Kanunu'nun 463. maddesinde olduğu gibi " icra takibinin yapıldığı yer ( for dela poursuite ) " şeklinde anlamak gerektiği uygulama ve öğretide kabul edilmiştir. ( Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 cilt 1. sh. 535-536 )
3-Yukarıda belirtilen özel yetki kuralları, HUMK'nun 9. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralını kaldırmamıştır. Bu nedenle, üçüncü kişi veya alacaklı yanca istihkak davası, yasada ayrıca öngörülmüş olmadıkça, davalının ikametgahı mahkemesinde açılabilir. Bu genel kuralın ayrıcalıkları arasında taşınmazlara ilişkin istihkak davası ( HUMK md. 13 ) ile iflastaki istihkak davası ( İİK md.228 ) gösterilebilir.
4-Bazen haczi uygulayan talimat ( istinabe olunan ) icra dairesinin bulunduğu yer, ile hacizli malın bulunduğu yer, hatta takip yeri ayrı ayrı olabilir. Bu durumda yalnız üçüncü kişi tarafından istihkak davası hacizli malın bulunduğu yerde açılabilir.
Gerçekten hacizli malın bulunduğu yerde kanıtların bulunduğu düşünülürse, bunların gerek mercii hakimliği önüne götürülmesinde kolaylık, gerek hacizli mal üzerinde kesif yapılmak, hakimin eşyayı bizzat görüp buna ilişkin bilgisini pekiştirmek, maddi olguya nüfuz etmek gibi uyuşmazlığı çabuklukla çözümleyecek olanakları elde etmesi yönünden davanın bu yerde açılmasının yararlı olduğu gibi dava ekonomisine ve takip hukukunun amacına uygun düşeceği ortadadır. Uygulama ve öğretinin görüşü de bu yoldadır. ( Y.15 Hukuk Dairesi 27.3.1989 gün 244-1477 ) ( Talih Uyar istihkak davaları 1994. sh. 319-320 )
İstihkak davası, bu yetkili icra Tetkik Mercilerinden birisinde açılırsa merciice yetkisizlik kararı verilemez. Bu nedenle yetkisizlik itirazının reddedilerek talimat icra dairesince haczedilen malın bulunduğu yerdeki yetkili Akyazı İcra Tetkik Merciinde açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de; a ) 25.4.1945 gün ve 21/7-9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, yargılama giderlerinin görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınması gerekir. Merciice, bu kural bir yana bırakılarak yargılama giderlerinin ( ve bu arada harç giderinin ) yetkili tetkik merciinde karara bağlanması şeklinde hüküm kurulması doğru değildir.
b) 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesi ile "Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir" denilmişse de bu düzenlemenin Anayasanın 73. maddesinde öngörülen Yasa metni olmadığından verginin yasallığı ilkesine aykırı şekilde davalı yararına takdir edilen avukatlık ücretine KDV eklenmesi de bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 1.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy