(506 S. K. m. 79/8)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 20.9.1997-15.5.1999 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitiyle, işçilik haklarına ilişkin alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, davalıya ait işyerinde, 20.9.1997-15.5.1999 tarihleri arasında hizmet akdi ile çalıştığının tespiti ile işçilik hakları alacaklarının tahsilini istemiştir.
Gerçekten, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/8. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda ise; davacı 20.9.1997-15.5.1999 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitini istemiştir. Davacının tespitini istediği süre iki yıla yakın olup bir kişinin bu kadar zaman hobi olarak bir yerde çalışamayacağının karinesidir. İşyeri kayıtları, ücret bordroları vs. istendiği halde, inandırıcı olmayan ve belgelenmeyen nedenle ibraz edilememiştir. İşverenin niteliği, konumu, yaptığı işin süreklilik gerektiren radyo-televizyon yayıncılığı olduğu gerçeği karşısında da mahkeme gerekçesi dayanıksız kalmaktadır. Kaldı ki, eklenen dönem bordrolarında kayıtlı davalı tanıklarının dahi çalışmaya ilişkin beyanda bulundukları ortadadır.
Bu halde mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiği gözönünde tutularak gerektiğinde, doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplayıp dinlenen davalı bordro tanıklarının beyanları ile birlikte değerlendirmek suretiyle olumlu veya olumsuz bir sonuca gitmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemi reddetmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma niteliğine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy