(1086 S. K. m. 427, 429) (506 S. K. m. 24)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Mahkemece, bozmaya uyulmuş ise de bozma gereğince işlem yapılmamıştır. Yargıtay H.G. K.'nun 6.3.2002 gün ve 1/119-135 karar sayılı ilamı ile de belirtildiği üzere, "..... Yerel mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve hüküm verme yükümlülüğü oluşur. Bu ilke, usul kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. O halde, Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlı olup, bozma doğrultusunda inceleme yaparak yeni bir hüküm kurmak zorundadır..." Mahkemece, bozma gereğince işlem yapmak yerine yazılı şekilde son peşin sermaye değeri gereğince maddi tazminatın reddine dair karar vermesi usul ve yasaya uygun değildir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan ilke gereğince Dairemizin 5.7.2001 gün ve 2001/4644 esas-2001/5386 karar sayılı bozma ilamında belirtilen şekilde işlem yaparak, alınacak hesap raporu gereğince sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy