(4792 S. K. m. 6)
Davacı, prim ve gecikme zammı tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, borcun kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Sosyal Sigortalar müfettişince saptanan bildirim dışı kalmış işçiliğin takibine ilişkindir.
Her ne kadar davanın yasal dayanağını oluşturan 4792 sayılı Yasa'nın değişik 6. maddesinde düzenlenen ölçümleme hakkı 616 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile iptal edilmiş ise de, Yargıtay HGK'nun 21.11.2001 gün 965-1038 sayılı kararında da belirlendiği üzere, 616 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin de Anayasa Mahkemesince iptali karşısında ortaya bir hukuksal boşluk çıkmıştır. Yasaya karşı hile veya başka bir nedenle Yasa'nın öngörmüş olduğu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yasal boşluktan söz edilerek haklarında hiçbir işlem yapılmaması veya başka bir anlatımla bu eylemlerin hukukça tasvip edilmiş olması düşünülemez.
Somut olayda, ölçümlemenin konusu olan özel bina inşaatıyla ilgili 30.5.2001 tarihli müfettiş raporu esas alınarak sigorta primleri hesabına esas tutulacak kazançlar toplamının Kurumca re'sen hesaplandığı dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece yapılacak işlem, inşaat işlerinden anlayan uzman bilirkişi eşliğiyle mahallinde keşif yapılarak yöntemince işin esasına girmek ve dava konusu iş nedeniyle gerçekten işverenin prim borcu bulunup bulunmadığını saptamak ve bu yolda tüm kanıtları topladıktan sonra bir sonuca ulaşmaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın dava konusu işte uzman olmayan bilirkişi tarafından düzenlenen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 27.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy