(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Ocak 1993-Aralık 1996 tarihleri arasında sürekli olarak geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-506 sayılı Yasa'nın 79/8. maddesi hükmünce, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenilen hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde açılması gerekir.
Davacının tespitini istediği çalışmaların 1983 yılı Ocak ayı ile 1986 yılı Aralık ayı arasında geçtiği, mahkemeye 9.7.2001 tarihinde başvurduğu, davalı işveren tarafından davacıya ait ilk işe giriş bildirgesinin 1.9.1983 tarihinde verildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda, ilk işe giriş bildirgesinin verildiği 1.9.1983 tarihinden önceki çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığı açık-seçiktir. Ayrıca, dört aylık sigorta primleri bordrosu ile sigortalı hizmet cetvellinde çıkış gösterilen 6.10.1986 tarihi ile tekrar giriş yapılan 1.3.1987 tarihi arasındaki çalışmaların da hak düşürücü süreye uğradığı tartışmasızdır.
Öte yandan, aynı işyerinde bu tarihlerden sonra çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel almayacağı ve hak düşürücü sürenin kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
Hal böyle olunca, 1.9.1983 tarihinden önceki ve 6.10.1986 tarihinden sonraki çalışmalar yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-Davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgesine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan, işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla, yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği ve hak düşürücü süreye uğramayan çalışmalarıyla ilgili olarak bildirge ve bordrolardan davacının imzası olanlar saptanarak, imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverenin bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyasıyla davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek, bordrolu komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine başvurmak, özellikle tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy