(818 S. K. m. 46, 47) (YHGK. 26.04.1995 T. 1995/11-122 E. 1995/430 K.)
Dava: Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Mahmut Demirdelen ve Şevket Kaya vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılardan Mahmut Demirdelen ve Şevket Kaya'nın sair temyiz itirazlarının reddine.
2- Uyuşmazlık; geçirilen iş kazası sonucu % 28,2 oranında işgöremez duruma gelinmesi nedeniyle kazaya uğrayan sigortalı ile anne ve babanın manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (BK.'nun 46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse bir kişinin cismani zarara uğraması durumunda onun (ana, baba, karı, koca gibi) çok yakınlarından birinde aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa (Örneğin zararı uğrayan yakın kişi % 100 işgöremez duruma gelmişse) onların manevi tazminat isteyecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yolu ile değil doğrudan zarara uğrama söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.5.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430-23.9.1987 gün ve Esas: 1987/9-183 Karar: 1987/655 sayılı kararları da aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda 31.7.1997 tarihinde davacıların oğulları Murat'ın geçirdiği iş kazası sonucu bacaklarından ve kafasından yaralanmış ve % 28,2 oranında iş göremezliğe uğradığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İş göremezlik oranı ve diğer kanıtlara göre Murat ağır bir cismani zarara uğramamıştır. Hal böyle olunca davacı anne ve babanın ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunu söylemek mümkün değildir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle olayda uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık koşulları oluşmadığından davacı Bayram ve Güllü Güneş'in manevi tazminat istemlerinin reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 30.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy