(2004 S. K. m. 96, 97/a) (818 S. K. m. 18)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı ( alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan istihkak davasına ilişkindir.
Haciz, borçluya ait işyerinde gerçekleştirilmiştir. Bu durumda İİK.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksinin kanıtlanması olanaklıdır.
Somut olayda davacı 3. kişi, haczedilen taşınır malları, borçlunun ortağı olduğu şirket aleyhine kendisi tarafından yapılan icra takibi sırasında açık artırmada satın aldığını ve borçluya kiraya verdiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını istemiştir. Merci Hakimliğince taşınır malların açık artırma ile satın alınmakla davacının malik olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
Uyuşmazlık, dava konusu haczin, daha önce usulüne uygun cereyan eden icra satışı sonucu davacının kazanmış olduğu mülkiyet hakkı karşısında geçerli ve bağlayıcı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay H.G.K.'nun 2002/15-917 esas ve 2002/1041 karar sayılı ve 11.12.2002 günlü kararın da belirtildiği gibi hangi kişi olursa olsun haciz nedeniyle istihkak davalarından amaç, mülkiyet hakkının tespiti değildir. Amaç, dayanılan hakların kapsamına uygun eylemli bir durum yaratmak ve hacizli malın iadesini sağlamaktır. Bunu sağlamak içinde haczin dayanılan hak karşısında bağlayıcı olup olmadığına bakmak gerekir.
Somut olayda ev kadını ve borçlu ile gayri resmi ilişkisi olduğu anlaşılan davacının bir işte çalıştığı ve geliri olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Bu durumda ihalede satın alma olgusunun mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlem olduğunun kabulü gerekir. O halde mülkiyet karinesinin aksi kanıtlanmış olmadığından davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy