(2004 S. K. m. 96, 277, 278/3) (556 S. KHK. m. 9, 16)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı-karşı davacı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde davacı-karşı davalının isteğinin kabulüne, davalı-karşı davacı alacaklının davasının reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davası ile davalı karşı davacı alacaklı tarafından İİK.'nun 277. ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davasıdır.
Merciice 3.kişinin açtığı istihkak davasının kabulü ile karşı tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmişse de eksik araştırmayla varılan sonuç doğru bulunmamıştır.
Davacı 3.kişi 11.10.2000 tarihli noter sözleşmesiyle devraldığı "has" marka üzerine 23.11.2000 tarihinde konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. Davaya konu marka borçlunun murisi Mehmet adına tescilli olup devralan davacı adına tescil ve ilan edilmemiştir. Oysa marka devrinin 3.kişiler yönünden geçerli olması için Patent Enstitüsü'ndeki sicile tescil şarttır. 27.6.1995 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan markaların korunması hakkındaki 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 9/son ve 16/son maddeleri uyarınca marka siciline tescil ve ilan edilmeyen markalardan doğan hakların iyi niyetli 3.kişilere somut olayda takip alacaklısına karşı ileri sürülmesi olanaksızdır. Dairemizin yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir. ( 21. H.D. 30.11.1999 gün ve 1999/7727-8662, 20.6.2000 gün ve 2000/4781-4908 sayılı kararları )
Bundan başka davalı ve karşı davacı alacaklı borçlu ile davacı 3. kişi arasındaki marka devrinin alacağın doğumundan sonra düşük bedelle gerçekleştiğini iddia ettiğine göre, takip dayanağı çekin düzenlenme sebep ve temel borç ilişkisinin doğum tarihinin saptanarak, borcun doğum tarihine göre tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiğinin tespiti halinde İİK.'nun 278/3. madde 2.bendi uyarınca "sözleşmenin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı fiyat kabul ettiği diğer deyişle ivazlar arasında açık oransızlık" bulunup bulunmadığı saptanarak oluşacak sonuca göre her iki dava hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy