(506 S. K. m. 80/10)
Dava: Davacı, ödeme emirlerinin ve icra takiplerinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle isteğin kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat D. Yücel ile karşı taraf vekili Avukat K. N. Markoç geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi B. M. Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
Mahkemece prim borçlusu şirketin mal varlığının, Kurum alacağının çok üzerinde olduğu, Kurumun üst düzey yöneticisi olan davacının şahsi mal varlığına başvurmakta haklı nedeninin olmadığı, 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesi gereği Kurum alacağının tüzel kişilerin mal varlığından tamamen ya da kısmen tahsil edilememesi yada tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilcilerini mal varlığıyla sorumlu tutulabilecekleri, Kurumun borçlu şirketten alacağının kısmen yada tamamen tahsil edilip edilemeyeceği belli olmadan, davacı aleyhine takibe geçmesinin yasaya aykırı olduğundan bahisle, davanın kabulü cihetine gidilmiş ise de varılan bu sonuç isabetli değildir.
Davacının prim borçlusu Gönen Kaplıcaları İşletmesi A.Ş.'nin bir süre imzaya yetkili yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık davacının yönetim kurulu üyesi olduğu devrenin belirlenmesinden ve asıl borçludan primlerin tahsilinin olanaksız olduğu sübut bulmadan prim borcundan kaynaklanan Kurum alacağının yönetim kurulu üyesi olan davacının sorumlu olup olmadığının belirlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın 80. maddesi olduğu açıktır.
Gerçekten 506 sayılı Yasanın 80. maddesinin sondan bir önceki fıkrasında sigorta primlerini haklı sebep olmaksızın süresi içinde ödemeyen tüzel kişiliğe haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işveren ile birlikte müştereken müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. İmzaya yetkili yönetim kurulu üyesi olarak üst düzey yönetici konumunda olan davacının bu görevde kaldığı sürece işverenle birlikte primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu olması yasanın buyurucu hükmü gereğidir. Öte yandan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinin sondan bir önceki fıkrasında getirilen düzenlemenin, kamu alacaklarının tahsilinde genel yasa olan 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesine göre daha özel bir yasa maddesi olduğundan öncelikle uygulanması gerektiği ortadadır. Kaldı ki 6183 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesiyle getirilen düzenlemenin (primle ilgili özel hüküm bulunmasına göre) prim dışında kalan Kurum alacaklarını kapsadığı ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek A.Ş.'in imzaya yetkili yönetim kurulu üyesi olan davacının üst düzey yönetici olduğu kabul edilerek 506 sayılı Yasanın 80/10. maddesi gereğince görevde olduğu süreyle sınırlı olarak işveren şirketle birlikte müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü ile sonuca gidilmek gerekirken, özel kanun olan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinin genel kanun olan 6813 sayılı Yasanın mükerrer 35. maddesine göre uygulama önceliği olduğu, mükerrer 35. maddenin prim dışındaki kurum alacaklarına uygulanabileceği gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, dosya içerisindeki Yönetim kurulu toplantı tutanakları ve ticaret sicili yazısından davacının yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladığı tarih belli ise de görevden ayrıldığı tarih açık ve net olarak belli olmadığından, öncelikle davacının görevde olduğu süreyi belirlemek, imzaya yetkili yönetim kuruyu üyesi olarak görevde olduğu sürede 506 sayılı Yasanın 80/10. maddesi gereğince üst düzey yönetici olarak işveren şirketin prim borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu, müteselsil borcun özelliği gereği alacaklının borçluların hepsinden veya birinden borcun tamamını ya da bir kısmını istemekle serbest olduğu gözetilerek, imzaya yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu süreyle sınırlı olarak ödeme emrinin iptaline yönelik talebi ret etmek, bunun dışındaki süreler yönünden ödeme emrinin iptali yoluna gitmekten ibarettir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 275.000.000 lira duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, 14.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy