(506 S. K. m. 85) (4721 S. K. m. 2) (YHGK 29.11.2000 T. 2000/21-1705 E. 2000/1750 K.)
Dava: Davacı, 1.1.1991-30.4.2001 tarihleri arasındaki isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava 13.7.1981 tarihli işe giriş bildirgesinin fiili ve gerçek olup olmadığına ve buna dayanarak tesis edilen isteğe bağlı sigortalılığın geçerli olup olamayacağına ilişkindir. Mahkemece, çalışmanın gerçek olduğuna karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, dosyadaki bilgi ve belgelere göre işe giriş bildirgesinin 506 sayılı yasaya göre isteğe bağlı sigortalı olabilmek için tescili amaçlanarak muvazaalı şekilde verildiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı da bozmadan sonra alınan ifadesinde dosyasındaki işe giriş bildirgesinin ve imzanın kendisine ait olmadığını, böyle bir işyerinde çalışmadığını beyan etmiştir.
Sosyal güvenlik sistemimize göre; çalışanlar muhtelif gruplara ayrılarak işin özelliğine göre değişik sosyal güvenlik kuruluşu kapsamı içine alınmışlardır. Kişiler, gerçek çalışma statü ve koşullarına göre, bu kurumlardan birisinin kapsamına iradelerine bakılmaksızın girerler ve o kurumun sigortalısı olurlar. Nitekim 506 sayılı yasanın ikinci maddesinde kimlerin yasa kapsamında olduğu ortaya konmuş, koşulları belirlenmiştir. Giderek, kimlerin yasa kapsamına giremeyeceği de kapsamlı biçimde üçüncü maddede açıklanmıştır. Öte yandan aynı yasanın 85.maddesinde; isteğe bağlı sigortalılık koşulları belirlenmiş ve 506 sayılı yasa kapsamında sigortalıların, bir başka sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında bulunmamaları koşuluyla isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri hükme bağlanmıştır. Şu duruma göre 506 sayılı yasa yönünden isteğe bağlı sigortalı olabilmek için öncelikle yasanın öngördüğü sigortalılığın gerçekleşmesi gerekir. Yasanın öngördüğü sigortalılıktan amaç ise; biçimsel olarak ortaya çıkan salt kurum değiştirme amacına yönelik, yasaya karşı hile yoluyla göstermelik bir sigortalılık değil, gerçek anlamda hizmet akdine göre oluşmuş bir sigortalılıktır. Bu tür bir sigortalılığın olup olmadığı ise, hizmet akdinin koşulları ve eylemli çalışmanın varlığının açıkça ortaya konması durumunda mümkündür.
Her sosyal güvenlik yasası kendi kapsamı ve alanını belirlemiş, sigortalıları kendi bünyesinde tutmak istemiştir. Kuşkusuz, bir sistemden diğerine geçiş mümkün olup, bu geçişin muvazaa veya yapay bir geçişe, dahası yasaya karşı hileyi amaçlayan bir olguya dayanmaması gerekir.
MK.'nun 2.maddesinde ifadesini bulan evrensel nitelikte dürüstlük kuralları, bu tür bir eyleme engel olduğu gibi Anayasal Sosyal Güvenlik sistemimizi oluşturan sosyal sigorta yasaları da kabul ettikleri temel ilke ve esaslarıyla buna uygun değildir. Açıklananların ışığında 1(bir) günlük tescile ve en önemlisi nitelik ve kapsamı ortaya konmayan kuşkulu ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyen olgulara dayanarak, davacının SSK nezdinde isteğe bağlı sigortalı olmak istemesi kabul edilemez.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ve Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2000 tarih ve 2000/21-1705 E., 2000/1750 sayılı kararı dikkate alınarak davanın reddi gerekirken kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy