(818 S. K. m. 53) (4857 S. K. m. 77) (2709 S. K. m. 21)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçinin uğramış olduğu maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, A Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2001/589 Esas sayılı dosyasında bulunan 3.12.1999 tarihli kusur raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ve davacı 2/8 oranında kusurlu kabul edilmiştir. Oysa, Borçlar Kanununun 53.maddesi gereğince hukuk hakimi, Ceza Mahkemesinde sabit olan olgularla bağlı ise de, bu kusur oranı ile bağlı değildir. Hükme dayanak alınan ceza dosyasındaki kusur raporunu işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanları düzenlemediği gibi, söz konusu ceza davası da kesinleşmemiş olup, 4616 sayılı Yasa'nın 1/4. maddesi gereğince kesin hükme bağlanması ertelenmiştir. Olay, iş kazası olup, iş hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bu bakımdan, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77.maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve aynı oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3.kişilik bilirkişi heyetine konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle inandırıcı güç ve nitelikte olmayan 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesabında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması zorunludur. Öte yandan, asgari ücret Kamu düzenine yönelik olduğundan hakim bu hususu re'sen gözönünde tutmakla yükümlüdür. Somut olayda, hesap raporunun hazırlanış tarihi olan 8.6.2002 tarihinden sonra asgari ücretin iki kez arttığı ve en son 1.1.2003 tarihinde günlük brüt 10.200.000 TL olan asgari ücretin yürürlüğe girdiği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle 8.6.2002 tarihinde yürürlükte olan asgari ücretin esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Kabule göre de, 28.11.2002 tarih ve 24950 sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21.Maddesine göre davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretine KDV ilavesine karar verilmiş ise de bu sonuç yerinde değildir.
Gerçekten, Anayasa'nın 73.maddesi "vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler Kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" düzenlemesini içermekte olup öğreti ve uygulamada verginin yasallığı ilkesi olarak adlandırılan bu ilke vergi, resim, harç ve benzeri kamusal erke dayalı bütün yükümlülüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğunu öngörmektedir. Vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı gibi unsurların yanında vergiden doğan ödev ve usul ilişkilerinin de yasayla düzenlenmesi gereği anılan hükmün zorunlu sonucudur 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21.maddesi ile "Bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisi ayrıca ilave edilir" düzenlemesi getirilmiş ise de bu düzenlemenin "yasa" metni olmadığı ve verginin yasallığı ilkesine aykırı şekilde takdir edilen vekalet ücretine KDV uygulanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 6.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy