(506 S. K. Geç. m. 81/A) (4447 S. K. m. 17)
Dava: Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Mahkemenin, 25.8.1999 günlü 4447 sayılı Yasa ile 23.5.2002 günlü 4759 sayılı Yasa kurallarını dışlayarak yaklaşık bir haftalık yasal boşluk nedeni ile bu Yasa'lardan önce yürürlükte bulunan Yasa kurallarını uygulamak suretiyle davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten 25.8.1999 günlü 4447 sayılı Yasa 506 sayılı Yasa; yaşlılık aylığı koşullarına ilişkin önemli düzenlemeler getirmiş ve yaşlılık aylığını yeni koşullara bağlamıştır. Özellikle yaş koşulu bu düzenlemede ön plana çıkmış, sigortalıların belli yaşa ulaşmadan erken çağlarda emekli olabilmeleri önlenmek istenmiştir. Ancak 4447 sayılı Yasa'nın 17.maddesi ile 506 sayılı Yasa'ya geçici 81.madde olarak bir madde ilave edilmiş ve geçiş rejiminde uygulanacak kurallar gösterilmiştir. Buna göre Yasa'nın yürürlüğe girdiği 9.9.1999 tarihinde sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkek siortalıların eski Yasa hükümlerine göre yaşlılık aylığına hak kazanacakları öngörülmüş, diğer sigortalılar yönünden ise ayrıca yaş koşulu getirilmiştir.
Ne var ki, sözü edilen 81.maddenin A bendi dışındaki hükümleri; Anayasa Mahkemesince iptali üzerine 23.5.2002 tarihli 4759 sayılı Yasa; 23.5.2002 tarihine göre intikal dönemi için yeni koşullar öngörmüş ve yaşlılık aylığı bağlanmasını yeni esaslara tabi tutmuştur.
Davacı sigortalının; sigortalılığının 15.4.1977 tarihinde başladığı, 1959 doğumlu olduğu her ne kadar 8166 gün prim ödemesi mevcut ise de sözü edilen Yasa kurallarınca yaş koşulu gerçekleşmediğinden yaşlılık aylığına hak kazanamadığı açıkça ortadadır.
Davacı; Anayasa Mahkemesinin; 4447 sayılı Yasa'nın geçici maddesini iptal eden kararının yürürlüğe girdiği 23.5.2002 tarihinden sonra 27.5.2002 tarihinde yapmış olduğu başvuru ile yaşlılık aylığı bağlanmasını taleb etmiş ve Anayasa Mahkemesi iptal kararının ortaya çıkardığı yaklaşık bir haftalık hukuksal boşluk dönemi nedeniyle eski rejime göre yaşlılık aylığı bağlanmasını iddia etmiştir.
Gerçekten Anayasa Mahkemesinin geçici 81.maddesinin iptalinden sonra yeni Yasa 1.6.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş ve yaşlılık aylığı ile ilgili kurallar belirlenmiştir. Her ne kadar davacının Kuruma başvurduğu tarihde Anayasa Mahkemesi iptal kararı yürürlüğe girmiş ise de iptal kararının yürürlüğe girdiği 23.5.2002 tarihinden 9 gün sonra yeni Yasa kuralları yürürlüğe sokulmuştur. Böylece biçimsel olarak bir hukuksal boşluktan söz edilebilir ise de gerçekte yasal boşluk bulunmamaktadır. Yeni yasal düzenleme makul sayılabilecek bir sürede yürürlüğe sokulmuştur. Yaşlılık aylığı gibi uzun süreli sigortalılığa ve doğrudan Kamu düzenine ilişkin yasal kuralların söz konusu olduğu durumda, getirilen yeni kuralların dışlanması düşünülemez. Davanın açıldığı 4.10.2002 tarihinde yürürlükte bulunan 4759 sayılı Yasa kuralları açıkça yaşlılık aylığı koşullarını belirlediğine, ve bu tarihten önce davacı yararına kazanılmış hak teşkil eder nitelikte bir statü oluşmadığına göre alınarak uyuşmazlığın yürürlükte bulunan 4759 sayılı yasaya yerine, 4447 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmış 506 sayılı Yasanın eski hükümlerinin uygulanarak çözümlenmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy