(2004 S. K. m. 96, 97, 98, 99) (818 S. K. m. 20)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı ( alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece dava konusu eşyaların 3.kişi tarafından Z 2.İcra Müdürlüğü'nün 2000/3451 takip nolu dosyasından satın alınarak borçlunun eşine ariyet olarak verildiği ve mülkiyetin 3.kişiye ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davacı 3.kişi davaya konu ev eşyalarını ( 2 TV, buzdolabı ve çamaşır makinesi ) borçlunun eşine bir süre kullanması için verdiğini iddia etmesine rağmen, haciz sırasında hazır bulunan borçlunun eşi haciz adresindeki menkulleri davacı 3.kişiden kiraladığını bildirmiştir.
Dava konusu menkul eşyalar aynı borçlunun borcundan dolayı aynı takip dosyasında icra dairesince satılmış ve 3.kişi tarafından alınarak borçlunun eşine kiralanmış veya ariyet olarak verilmiştir. Ülkemizde menkul eşyaların bu şekilde hacizden alınıp kiraya verilmesi ( veya ariyet olarak verilmesi ) biçiminde bir gelenek mevcut değildir. Davacı 3.kişinin borcunu ödeyemeyen, eşyaları satılan bir borçlunun eşine kira sözleşmesi ( veya ariyet sözleşmesi ) ile aynı menkul eşyaları vermesi hayatın olağan akışını da aykırıdır. Satın alma ve kiralama ( veya ariyet olarak verme ) borçluyu daha sonraki hacizlerden korumaya yönelik bir eylem biçimine dönüşmektedir. Danışıklı ( muvazaalı ) olduğu çok açık bir biçimde belirgin olan satın alma işlemi ve kira sözleşmesinin ( veya ariyet sözleşmesinin ) hukuk tarafından korunamayacağı ortadadır. Bu durumda, danışıklı işlemlere dayalı olan 3.kişinin istihkak iddiasının kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy