(506 S. K. m. 59, 60, 61)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptaliyle, kesilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı ve dahili davalı vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, 1.10.1994'ten itibaren yaşlılık aylığı almakta iken, SSK müfettişi tarafından düzenlenen 25.12.1991 tarih ve 835 sayılı rapora istinaden aylığının Kurumca 21.8.2000 tarihinde kesildiğini ve 1.10.1994 ile 21.8.2000 tarihleri arası ödenen aylıkların iadesinin istendiğini belirterek usul ve yasaya aykırı işlemin iptali ile yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasını ve borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının A.Ş. kurucu üyesi olması ve müfettiş raporunun aksinin yani ücret karşılığı hizmet aktine istinaden çalıştığını ispat edememesi ve ayrıca A.Ş. kurucu üye olduğu dönemde SSK'lı olarak işten ayrıldıktan sonra yeniden SSK sigortalısı olarak çalışmaya başlaması arasında kesinti bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ihtilaf konusu olan ve SSK'ca davacının zorunlu Bağ-kur sigortalısı olması gerektiği bildirilen 3.8.1987-30.11.1991 tarihleri arasındaki dönem hesaba katılmaksızın, sadece 1970 ile 1987/I. dönem SSK zorunlu sigortalı çalışmalar gözönünde bulundurulduğunda, davacının 27.9.1994 tarihinde yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 6.3.2002 gün ve 2002/21-132 Esas 2002/139 Karar sayılı karar da bu doğrultudadır. Davacının dava açmaktaki asal amacının aylığın iptali işleminin iptali olduğu anlaşıldığından başkaca bir araştırmaya gerek kalmaksızın davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve dahili davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.2.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy