(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcunun iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı isteminin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve kanuna aykırı bulunmaktadır.
Gerçekten dosya içinde bulunan bilirkişi raporlarında gösterildiği üzere, Kurumun ölçümlemeye dayanak aldığı kanuni düzenlemelerin ortadan kaldırıldığı hususu doğrudur. Gerek 3917 s. Kanun ve gerekse bu yasayla ön görülen ölçümlemeye ait esaslar yerine yeni düzenleme getiren 616 s. Yasa Hükmünde Kararnamenin hükümleri geçerliliğini yitirmiştir. Ne var ki, bu hukuksal boşluk, Kurumun yapılan işler ile buna bağlı bildirilmesi zorunlu işçilik miktarları üzerinde denetim ve prim saptama yetkisini ortadan kaldırmamıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.10.2003 günlü, Esas: 2003/567, Karar: 2003/568 s. kararı da aynı yöndedir. 506 s. Yasa'nın 79. maddesi ve sair hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Kuruma kendisine bildirilen veya bildirilmeyen işçilik oranı yönünde inceleme yetkisi açıkça verilmektedir.
Kurum ve itiraz halinde Mahkemeler, bildirilmesi zorunlu işçilik oranını belirlerken; işin genel niteliğini, işte kullanılan teknik yöntemleri, işin büyüklüğünü, tamamlama süresini, işyeri koşullarını, istihkak tutarlarını, kısaca işçilik bildirilmesi gereken işle ilgili bütün verileri gözetmek, gerekirse emsalleriyle kıyaslamak, mahallinde bizzat işi denetlemek, kısaca işle ilgili bütün verileri dikkate alarak gerçek şekilde işçilik oranını veya miktarını saptamak zorundadır.
Bu belirleme sonucunda gerçekten noksan işçilik bildirildiği saptanırsa fazla bildirilenler yönünden istek kabul edilmeli aksi durumda red edilmelidir.
Mahkemece, öngörülen şekilde bir inceleme yapılmaksızın, salt hukuksal bir takım sebeplerle sonuca giden bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 17.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy