(506 S. K. m. 79/10)
Dava: Davacı, SSK. kayıtlarında 1.10.1994 tarihinden itibaren davalı işveren yanında bir ay kadar gösterilen çalışma günlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, davacının 1.10.1994 - 31.10.1994 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak çalışmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacının 1.6.1994 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildiği, ancak, 1.10.1994 - 31.10.1994 tarihleri arasında zorunlu sigortalılığı bulunduğu tespit edildiğinden, isteğe bağlı sigortalılığının iptal edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 1.10.1994 - 31.10.1994 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen hizmetlerin gerçek olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir. Gerçekten, hizmet tespiti davaları gibi menfi hizmet tespiti davalarının da Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icabettiği Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10.maddesi olan bu tür davalarda, hakim görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını, davacının davalıya ait işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığını belirlemelidir.
Somut olayda, davalı işveren, davacının işyerinde çalışmadığını kabul etmiş ise de, bu tür davalarda davada taraf olan işverenin kabul hukuki sonuç doğurmaz. Ayrıca, mahkemece, davalı işverenin oğlu olan ve 1994 yılı 3.dönem bordrosunda ismi geçen bir tanık dinlenmiş olup, bu tanığın da anlatımları yeterli ve hükme dayanak alınacak nitelikte değildir. Öte yandan, davalıya ait işyerinin inşaat işyeri olduğu, davacının da önceki çalışmalarının inşaat işyerlerinde geçtiği dosya içeriğinden anlaşılmakta olup istemin doğruluğu konusunda kuşku yaratmaktadır.
Yapılacak iş, öncelikle gerek Sosyal Sigortalar Kurumu, gerekse işveren yanında bulunan davacının imzası ile fotoğrafını içeren işe giriş bildirgeleri yanında ücret tediye bordroları gibi diğer belgeler celbedilip, imzanın ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda Güzel Sanatlar Akademisinden seçilecek bilirkişi heyeti ya da Adli Tıp ilgili ihtisas dairesi vasıtasıyla benzerlik incelemesi yaptırılmak, SSK. dönem bordrolarında gösterilen diğer kişileri tanık olarak dinlemek, gerektiğinde, komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin bilgilerine başvurulmak ve sonucunda davacının fiilen çalışmadığı somut ve inandırıcı delillerle kanıtlandığında, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar vermektedir. Aksi takdirde, yani davacının fiilen çalışmamış olduğu kanıtlanamaz ise, davanın zorunlu sigortalılığını iptal ettirmek istemesindeki asıl amacının, isteğe bağlı sigortalılığına geçerlilik kazandırmak olduğu gözönünde tutularak, isteğe bağlı prim ödemelerine ilişkin belgeler Kurumdan celbedilmek, zorunlu sigortalı çalışmasının sona erdiği tarihten itibaren düzenli prim ödemek suretiyle isteğe bağlı sigortalılığa devam etmek iradesini ortaya koyup koymadığı araştırılmak ve sonucuna göre karar vermek gerekmektedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy