(2925 S. K. m.38) (2829 S. K. m.8)
Dava: Taraflar arasındaki uyuşmazlık diğer yönüyle 2829 sayılı hizmetlerin birleştirilmesine ilişkin Yasanın uygulanmasında; Tarım Sigorta Yasasına göre geçen sürelerin, 506 Sayılı Yasaya göre geçen sürelerle aynı tür hizmet olarak kabul edilip edilmeyeceği konusuna ilişkindir. Mahkeme, her iki sürenin aynı tür sigortalılık olarak değerlendirileceği görüşü ile sonuca ulaşmış ve davacının S.S. Kurumundan yaşlılık aylığa hak kazandığını hükme bağlamıştır.
Karar: Sosyal Güvenlik Sistemimize göre böyle bir sonuca ulaşmak mümkün bulunmamaktadır. Gerçekten, Sosyal Güvenlik Sistemimizin kabul ettiği esaslar çerçevesinde; Kendilerine sosyal güvence sağlanan kişiler, gösterdikleri müşterek özelliklere göre, ayrı ayrı Sosyal Güvenlik yasalarına tabi kılınmışlar, birbirlerinden farklı statü ve konumlarda kabul edilmişlerdir. Kamu Kuruluşlarında, kamusal statüde bulunanlar. T.C. Emekli Sandığı bünyesinde sosyal güvenliğe kavuşturulurlarken, hizmet akdi çerçevesinde çalışanlar 506 Sayılı Yasa kapsamında düşünülmüşler, kendi adına bağımsız çalışanlar ise Bağ-Kur kapsamına alınmışlardır. Öte yandan, tarım sektöründe bulunanlar, iki grup içerisinde ele alınmışlar tarımda kendi adına çalışanlar ise, 2926 Sayılı Yasa çerçevesinde tarım Bağ-Kurlu kabul edilmişler, tarım da süreksiz hizmet akdiyle çalışanlar ise, 2925 Sayılı Yasaya göre tarım sigortalısı biçiminde ele alınmışlardır. Bu arada ilave edilmelidir ki, belli sandık mensupları da kendi alanlarında sosyal güvenlik güvenceye tabi tutulmuşlardır. Belirtilen bütün yasal sistemler, kendine özgü koşul ve statü kabul etmişler, birbirlerinden kesin sınırlarla ayrılmışlardır. Bu sistemlerde, getirilen sigorta kolları ve kapsamları da, benzer olmakla birlikte, birbirlerinin aynısı bulunmamaktadır. Ancak, kimi yasalarda, farklı sigortalılık esasları kabul edilmesine karşın, farklı sosyal güvenlik yasalarının uygulanması bir sosyal güvenlik kurumuna bırakılmıştır. Örneğin, 506 Sayılı Yasaya tabi sigortalıların sosyal güvenlikleri ile 2925 Sayılı Yasaya tabi tarım sigortalılarının sigorta işlemleri aynı kurum Sosyal Sigortalar Kurumunca yerine getirilmektedir. Ne var ki, bu durum, her iki yasaya tabi sigortalıların aralarındaki farklılığın kaldırıldığı anlamında kabul edilmemelidir. Her iki yasanın bağımsız olarak, uygulanmaları sürdürülecek ve kabul ettikleri esaslar dahilinde uygulama yapılacaktır. Bu yönden, ayrı sistemlerin aynı kurumca yerine getirilmesi, her iki sistemin aynı olduğu yolunda yorumlanamaz. Nitekim, 2925 Sayılı Yasada 38. maddesi bu durumu açıkça benimseyip, ifade etmiştir.
Dava konusu olay da; Davacının değişik yasa ve sistemlere tabi sigortalılıkları vardır. Bunların hepsi ayrı ayrı statü içerisinde geçmiştir.
2829 Sayılı Yasanın 8. maddesinin uygulanması açısından soruna yaklaştığımızda; Yasada, açıkça gösterildiği biçimde, hizmetleri birleştirilecek olanın, son yedi yıllık fiili sigortalılık içerisinde, en fazla hizmeti hangi sosyal güvenlik yasasına göre geçmişse, o yasayı uygulayacak kuram, tabi olunan yasa hükümlerine göre aylık bağlayacak ve ödeme yapacaktır. Eldeki uyuşmazlığa, bu kuralı uyguladığımızda, açıkça görülecektir ki, son yedi yıllık fiili sigortalılık süresinde, en fazla sigortalılık Bağ-Kur'da geçmiştir. 506 Sayılı Yasaya göre 360 gün, 2925 Sayılı yasaya göre 900 gün, Bağ-Kur' a tabi 1260 gündür. Bu durumda davacıya S.S. Kurumunca aylık bağlanmasının kabulü usul ve yasaya aykırıdır. Davacının Bağ-Kur yönünden tahsis koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.
O halde, yukarıda gösterilen nedenlerle, davalı SSK'nın bu yönleri amaçlayan temyiz nedenleri kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.2003 gününde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy