(818 S. K. m. 46, 47)
Davacılar maluliyetiyle sonuçlanan kazanın iş kazası olduğunun tespitiyle maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan H.Ç., M.K., S.K., İ.K., E. İnş.Ltd.Şti. ve SSK vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık, oğlunun geçirdiği iş kazası sonucu % 5.1 iş göremez duruII1a gelmesi nedeniyle davacı babanın manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı doğrudan doğruya cismani zarara uğrayan kişiye aittir. Yansıma yoluyla aynı eylem nedeniyle manevi üzüntü duyanlar manevi tazminat isteyemezler. Ancak cismani zarar kavramına (B.K.46 ve 47) ruhsal bütünlüğün ihlali sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin girdiği bu maddelerde sadece maddi sağlık bütünlüğünün değil ruhsal ve sinirsel bütünlüğünde korunduğu öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Öyleyse bir kişinin cismani zarara uğraması durumunda, onun (ana, baba, kan, koca gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa (örneğin eyleme uğrayan yakın kişi %80, %100 iş göremez duruma gelmişse) onlarında manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara uğrama söz konusudur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.4.1995 gün ve 1995/ 11-122,1995/430 23.9.1987 gün ve E.1987/9-183 K.1987/655 sayılı kararları da aynı esaslara dayanmaktadır.
Somut olayda, 29.6.1997 tarihinde 15 yaşında olan davacının oğlu Fatih'in geçirdiği iş kazası sonucu %5.1 oranında iş göremezliğe uğradığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmakta olup, yukarıda açıklanan ilkeye göre ağır bir cismani zarara uğradığı söylenemez. Hal böyle olunca davacının ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğünün ağır bir şekilde bozulduğunu söylemek mümkün değildir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular nedeniyle olayda uygun illiyet ve hukuka aykırılık bağı koşulları oluşmadığından davacı baba Mehmet Ceylan'ın manevi tazminat isteminin reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
3- Hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda K.E. Ltd.Şti.'nin % 25 Kamyon sürücüsü H.Ç. ın % 50 ve kazalının %25 oranında kusurlu oldukları belirlenmiştir. Ltd. Şti. temsilcisi ve ortakları olduğu anlaşılan davalılar M.K., S.K. ve tK. un şahsi kusurları belirlenmeden tazminattan sorumlu tutulamayacaklarının gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz edenlerin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy