(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24)
Davacı Bağ-Kur prim borcunun iptal edilmesine ve ödenen miktarın iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Selma Betin tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar; Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak sigortalı çalışmaya başladığı gün itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olmadığının ve bu dönem itibariyle Bağ-Kur'a prim borcu bulunmadığının tesbiti ile aksine olan Kurum işleminin iptalini istemiştir.
Mahkemece davacının 2.3.1992-28.4.1998 tarihleri arasında Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı olduğunun ve bu dönem itibariyle Bağ-Kur'lu olmadığının ve yine bu dönem itibariyle Bağ-Kur'a prim borcu olmadığının tesbiti ile ihtilaf konusu dönem için alınan primin dava gününden itibaren işletilecek kanuni faizi ile birlikte Bağ-Kur tarafından davacıya iadesine karar vermiş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Gerçekten davacının 1479 s. kanun gereğince Bağ-Kur sigortalılığı 1982 günlü vergi ve oda kaydına istinaden 1985 yılından başlamak üzere devam ettiği ortadadır. Özellikle 28.4.1998'de biten vergi kaydının yanısıra 1997/ve 1998 yılına ait imzasını içeren vergi beyannameleri davacının bağımsız çalışmasını desteklemekte ve ispatlamaktadır. Bu halde Vergi kaydı devam ederken başlayan Sosyal Sigortalar kurumuna tabi sigortalılığı geçerli olamaz.
Gerçekten, 506 s. Yasa'nın 3. maddesi k fıkrası herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların bu yasaya göre sigortalı sayılmayacağına yine 1479 s. Yasa'nın 24. maddesi 1/a fıkrası gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanların bu yasaya göre sigortalı sayılacakları yolunda düzenleme getirmiştir. Bu kanuni düzenlemelere göre çifte sigortalılık mümkün değildir. Önceden başlayan ve devam ede gelen sigortalılığa değer verilmeli ve bu sigortalı süre hüküm altına alınmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy