(506 S. K. m. 80/11)
Davacı, dava konusu haciz bildirgesinin iptali ile haksız haczedilen miktarın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Davacılar; davalı Kurumun prim alacağı nedeniyle 2002/1617 nolu dosyasıyla yaptığı takip sırasında; Ziraat Bankasındaki hesapları üzerine iki kez haciz konulduğunu hacizlerin mükerrer olduğunu ve ayrıca davacı F. Türkoğlu'nun; B. Seramik San.Tic. A.Ş. hakkındaki takiplerin sonuçsuz kalması halinde prim borçlarından sorumlu olacağından bahisle; davalı Kurumca banka hesabına konulan hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.
Mahkemece; istem gibi davanın kabulüne karar verilmişse de varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Gerçekten; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasanın 80/11 fıkrasında; anonim şirketin üst düzey yöneticilerinin şirketin prim borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiştir. Anılan bu yasa maddesi uyarınca anonim şirket yönetim kurulu başkanı olan F. Türkoğlu'nun bu borçtan sorumlu olduğu açıktır. Davacı tarafından uygulanması gerektiğini ileri sürdüğü 6183 sayılı kanun ve ilgili tebliği; 506 sayılı Yasanın 80. maddesine göre genel nitelikte olup daha Özel düzenlemeyi içeren 80. maddenin 11. fıkrasının uygulama önceliği olduğu hukukun genel prensipleri gereğidir.
Öte yandan; davacılar 18.12.2002 havale tarihli dilekçelerinde; prim borcuna itirazları olmadıklarını açıkça belirtmiş; ödeme emrinin usulsüz tebliğine ilişkin bir itirazları da olmamıştır. Aksine dosya içeriğinden bu ödeme emirlerinden davadan çok önce haberdar oldukları sabittir. Şu halde; mahkeme kabulünün aksine; davacılar hakkındaki takiplerin kesinleşmediğinden söz edilemez.
Davalı kurumun; aynı borçlular hakkında başlattığı birden fazla takip dosyaları, bilahare birleştirilerek tek bir dosya üzerinden takibin devam etmesinde yasal bir engelde bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davacılar tarafından haksız açılan davanın reddi gerekirken; aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde; davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy