(3201 S. K. m. 3, 6)
Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma işleminin geçerli sayılmasına ve aylığının işsizlik yardımının bittiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyizine gelince; davacı, davalı kurum işleminin iptali ile borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine ve işsizlik yardımının kesildiği tarihten itibaren yeniden aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davacı tarafından 3201 sayılı yasaya göre ödenen borçlanma bedelinin geri alındığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.Davalı kurum, aylık kesme işleminden sonra davacının borçlanma primlerini yersiz ödenen aylıklar nedeniyle doğan borcuna mahsup ettiğini bildirmiştir. Kurumun tek taraflı yaptığı mahsup işlemi davacının ödediği primleri geri aldığı anlamına gelmez. Davacının 3201 sayılı yasaya göre yaptığı borçlanma işleminin geçerli olması durumunda kurumun tek taraflı olarak yaptığı mahsup işlemi dayanaksız kalacağından primlerin geri alınması söz konusu olamaz.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 3201 sayılı "Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun" hükümlerine göre borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılmasını şart kılan 3. maddesi Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 günlü Esas 2000/36 Karar 2002/198 sayılı kararı ile iptal edilmiş, ardından 4958 sayılı Yasanın 56. Maddesi ile getirilen düzenleme ile de bu koşul madde metninde yer almamıştır.
Diğer yandan, 3201 sayılı yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için öngörülen koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6. maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup yürürlüktedir.
3201 Sayılı Yasanın 6. maddesinin (B) bendi hükümlerine göre, yurda kesin dönüş yapıp kendisine yaşlılık aylığı bağlanan sigortalı yurt dışında çalışmaya başlamış ise yaşlılık aylığı kesilir; yurda yeniden kesin dönüş yapanların aylıkları yeniden hesaplanarak ödenmeye devam olunur. Yurtdışında işsizlik sigortasından yardım görenlerin fiilen çalışmışlar gibi değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin hukuksal gerçek de göz ardı edilmemelidir.
Belirtilen nedenlerle borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmaması ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olmasına karşın, 3201 Sayılı Yasanın 6.maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunması hukuksal gerçeği karşısında, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığı, yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunmalıdır.
Mahkemece davacının yurtdışı ilişkisinin kesildiği tarihe kadar olan devreye ait yaşlılık aylıklarının istirdadı işleminin yasaya uygun bulunması karşısında, bu tarihten sonraya ilişkin yaşlılık aylığı iptalini ve aylıkların iadesini öngören Kurum işleminin iptaline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.4.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy