(4857 S. K. m. 77)
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ç. Tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava; iş kazasına uğrayan işçinin maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem; davacının zararının SSK tarafından bağlanan peşin sermaye değeriyle karşılandığından bahisle ret edilmiş ise de, varılan sonuç aşağıdaki gerekçelerle usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
1- İşverenin; tazminattan sorumlu tutulması; giderek tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunun 77. ve işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. işveren kusurlu olup olmadığı, varsa oranı; uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği tartışmasızdır.
Oysa; mahkeme, davacının taraf olmadığı Sosyal Sigortalar Kurumun açtığı rücuan tazminat davasından alınan ve bu davanın taraflarını bağlayıcı bir niteliği bulunmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle sonuca ulaşılmıştır.
Mahkemece; yapılacak iş; İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri incelenerek, kusur aidiyeti ve oranı gösterir uzman bilirkişilerden yeni bir kusur raporu almak, alınan rapor, mevcut delillerle değerlendirmek ve buna göre karar vermekten ibarettir.
2- Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu; işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Somut olayda; davacı işçinin; Çelik Döküm işyerinde deneyimli bir işçi olduğu, asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, sigorta müfettişinin tespit ettiği ve işverenin vizite belgesindeki ücretin asgari ücret olarak saptanması gerçeği yansıtmadığı açık - seçiktir.
Yapılacak iş; davacı işçinin çelik döküm işyerinde deneyimli işçi olarak, asgari ücretten çalışmayacağı kabul edilerek; meslek kuruluşlarından sorulmak suretiyle ücretin tespiti yapılacak; yeni verilerle yeniden hesap raporu alınmasıdır.
3- Davacıda, oluşan zarar nedeni ile, maddi tazminatına karşılık toplam 1.00.00 YTL. 'nin ödenmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kazadan sonra yapılan ödemenin davada en son hesaplanan tazminattan hangi kıstaslar nazara alınarak indirileceği konusunda toplanmaktadır. Kural olarak işçiye yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla, ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda, yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumun, ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının gerçek zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması suretiyle belirleneceği hukuksal gerçeği ortadadır. Oysa, yukarıda açıklandığı biçimde inceleme ve araştırma yapılmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak gerçek zararı saptamak, böylece tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin; ödeme tarihindeki, gerçek zararın hangi oranda karşıladığını saptamak; son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zarardan davalı tarafın; ödeme yapılan tarihe göre; zararın karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacının maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekir.
4- Dava vasi ile takip edildiği halde; vasi isminin karar başlığında yer almaması da hatalıdır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan; yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy