(2004 S. K. m. 96) (2918 S. K. m. 20/d)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (3. kişi) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Uyuşmazlık, 3. kişinin takip hukukuna ilişkin istihkak davasıdır. Davacı, 23.10.2003 tarihinde noter satış sözleşmesi ile satın aldığı plaka sayılı traktör üzerine konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. İstem mahkemece reddedilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Davacının N. 2. Noterliğince düzenlenen 23.10.2003 tarihli satış sözleşmesi ile satın aldığı traktörün motor ve şasi numaralarının önce 27.10.2003 tarihinde kayden 10.6.2004 tarihinde fiilen haczedilen aracın haciz tutanağına yazılan motor ve şasi numaralarının birbirini tutmaması üzerine mahkemece, dava konusu traktör ile haczedilen traktörün aynı traktör olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, karar verildikten sonraki aşamada asıl icra takibinin yürütüldüğü D. İcra Müdürlüğünün 5.10.2004 tarihli talimatı üzerine N. İcra Müdürlüğünce refakate alınan tarafsız ve işinin uzmanı bilirkişi İle tespit yapılmıştır. Yapılan 7.10.2004 tarihli tespitte fiilen haczedilerek yediemine teslim edilen traktörün motor ve şasi numaralarının 10.6.2004 tarihli haciz tutanağına aracın blok parça ve şanzuman parça numaraları yazılmak suretiyle yanlış yazıldığı esasen davacının borçludan satın aldığını bildirdiği traktör olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Ayrıca davacı 27.10.2003 tarihinde kayden haciz konulan traktörü 23.10.2003 tarihli noterce düzenlenmiş satış sözleşmesi ile satın almıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun değişik 20/d maddesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 36. maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılacağı öngörülmüştür. Mülkiyetin devri için noterde sözleşme yapılması yeterli olup ayrıca zilyetliğin devri gerekli değildir.
Bu durumda dava konusu aracın mülkiyeti hacizden önce alıcı durumundaki davacıya geçmiş olduğundan davanın kabulü gerekeceği açıkça ortadadır.
Alacaklı tarafından bu satışın danışığa dayalı olduğu kanıtlanmadığından davanın kabulü gerekirken reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı 3. kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy