(2004 S. K. m. 96, 97/a) (4721 S. K. m. 763)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı ( Alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Uyuşmazlık, 3. kişinin İ.İ.K.'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu ev eşyaları borçluların oturduğu evde ve borçluların huzurunda haczedildiğinden, İ.İ.K.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlular dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin güçlü ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir.
Davacı 3. kişi, haciz yapılan evi eşyaları ile birlikte borçlulardan Ömer Sezgin'e kiraladığını iddia ederek, kanıt olarak borç dayanağı bononun tanzim tarihinden sonra Düzce 3. Noterliği'nce düzenlenen 12.09.2002 tarihli kira sözleşmesine dayanmıştır. Dosya içeriğindeki tapu kayıtlarından, haciz yapılan evin üzerinde bulunduğu 219 no'lu parselin borçlulardan Ömer Sezgin'e ait iken, söz konusu parselin 180/347 hissesini 02.03.2000 tarihinde Sezai Sezgin isimli bir şahsa; geri kalan 167/847 hissesini ise borç dayanağı bononun tanzim tarihinden sonra 06.09.2002 tarihinde davacı 3. kişiye sattığı anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları da, borçlu Ömer'in haciz yapılan evi eşyaları ile birlikte davacı 3. kişiye sattığını beyan etmişlerdir. Bu durumda, borçlunun borç doğumundan sonra haciz yapılan evi eşyaları ile birlikte davacı 3. kişiye satması ve 6 gün sonra aynı evi eşyaları ile birlikte davacı 3. kişiden kiralaması hayatın olağan akışına aykırı olup, alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlem sayılır ve alacaklının haklarını etkilemez. Kaldı ki, kira sözleşmesinde kiralanan eşyaların ayırt edici özellikleri de yazılı olmadığından haczedilen eşyalar olup olmadığı da belli değildir. Öte yandan, Medeni Kanun'un 763. maddesine göre taşınır mallarda mülkiyetin alıcıya geçmesi için teslim koşul olduğundan, davacı 3. kişinin mülkiyet iddiası hukuki dayanaktan yoksundur. Hal böyle olunca, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 25.03.2004 gününde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy