(2926 S. K. m. 7)
Dava: Davacı, Bağ-Kur sigortalılığı ile tahakkuk ettirilen prim ve gecikme cezalarının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Nurten Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, 1980 yılından itibaren zorunlu SSK sigortalısı olarak da çalışılması nedeniyle Bağ-Kur kaydının silinmesi ve prim borcunun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, soyut tanık anlatımları dikkate alınarak, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa imkan veren bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda davacının tek bir sigortalılığa tabi olması gerektiği açıktır. Kural olarak önceden başlayan sigortalılığa ağırlık verilmeli, aynı zamanda başlayan sigortalılıklarda ise baskın kazanç nazara alınarak sonuca ulaşılmalıdır. Somut olayda davacının 3.6.1980 tarihinde başlayan SSK sigortalılığı aralıklı bir şekilde 30.9.2001 tarihine kadar devam etmektedir. 30.9.1983-15.5.1984 tarihleri arasında davacının SSK zorunlu sigortalılığı kesintiye uğramışken 22.3.1984 tarihinde başlayan ve devam eden vergi kaydı sebebiyle de 22.3.1984 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılığı başlatılmış ve vergi kaydı esas alınarak 31.3.1996 tarihine kadar aralıksız devam etmiştir. Aradaki kısa süre itibariyle davacının önceden başlayıp aralıksız devam eden sigortalılığı Bağ-Kur sigortalılığıdır. Ancak uyuşmazlık, bu Bağ-Kur sigortalılığının fiili olup olmadığı noktasındadır. Fiili çalışmanın bulunup bulunmadığı ise soyut tanık anlatımlarıyla kanıtlanamaz.
Mahkemece yapılacak iş, davacının, ihtilaflı dönemde kendi adına bağımsız ve fiili faaliyetinin olup olmadığının vergi kayıtları, beyannameleri ve bildirimleri vergi dairesinden; aidat ödeyip ödemediği kayıtlı olduğu Esnaf Odasından gerekirse emniyet ve belediyeden ( zabıta ) sorularak mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy