(2004 S. K. m. 96)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davalı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Uyuşmazlık, 3. kişinin İİK. nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Davacı 3. kişi, haciz yapılan seranın bulunduğu 2673 parsel s. 12.500 m2 miktarındaki taşınmazı Kazanlı Belediyesi'nden 26.09.1997 gününde yapılan kira sözleşmesi gereğince 01.01.1998 gününden başlamak üzere 10 yıllığına kiraladığını, bu taşınmaz üzerine yüksek sera inşa ettiğini, haczedilen seradaki mahsullerin kendisine ilişkin olduğunu iddia etmiş, davalı alacaklı ise, haciz işlemi uygulanan taşınmazın 2673 s. parsel olmayıp, 3962-3963 s. parsellerde bulunan yüksek sera mahsulüne haciz konulduğunu savunmuştur.
Tapu Sicil Müdürlüğü cevabi yazısında, 2673 no.lu parselin 09.11.1992 gününde ifraz gördüğünü, 3048 ve 3049 no.lu parsellere ayrıldığını ve 3048 no.lu parselin de 3962 ila 3979 no.lu parsellere ayrıldığını bildirmiştir.
14.03.2002 gününde mahallinde yapılan keşifte, tapu fen memuru, seranın olduğu kısmın 3962-3963 no.lu parseller olduğunu belirtmiş, taraflar bunu kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.
Kazanlı Belediye Başkanlığı 30.11.2001 günlü yazısında, 2670 no.lu parselin 1992 yılında ifraz edildiğini, 26.09.1997 gününde kira sözleşmesi ile 12.500 m2 arazi kiralandığını, şu anda davacı 3. kişinin fiilen kullandığı alanın 4.500 m2 olduğunu belirtmiştir. Adı geçen belediye başkanlığı, keşif sonrası mahkemeye gönderdiği 24.07.2002 günlü yazısında da, borçlu adına 5.500 m2'lik yer mevcut olduğunu belirterek, 18.06.1987 günlü talep gereğince düzenlenen ve davacı 3. kişi ile borçlunun işgal ettikleri yerleri gösteren krokiyi ibraz etmiştir. Bu durumda, haciz tutanağında imzası bulunan icra müdürü, sair tutanak mümzileri ve gerektiğinde taraf tanıklarının da hazır edilmesi suretiyle mahallinde tapu fen memuru eşliğinde yeniden keşif yapılarak, Kazanlı Belediye Başkanlığı'nın 30.11.2001 ve 24.07.2002 günlü yazıları ve ekindeki kroki ile dosyadaki sair belgelere göre, dava konusu haczin yapıldığı seranın yerinin ve kime ilişkin olduğunun açıkça saptanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2- Öte yandan, haciz tutanağında davaya konu mahsullerin değeri tesbit edilmediği gibi, mahkeme tarafından da bir değer tesbiti yaptırılmamıştır. Oysa karar ve ilam harcı miktarı ile vekalet ücreti, alacak tutarı ile haczedilen malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Hal böyle olunca, mahkemece, uzman bilirkişiye haczedilen mahsullerin değeri tesbit ettirilmeden, alacak miktarı üzerinden karar ve ilam harcı ile vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine 18.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy