(2004 S. K. m. 97)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davalı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı 3. kişi dava konusu mallar üzerine konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. Her ne kadar dava dilekçesinde icra memuru işleminin de iptalini istemişse de dilekçedeki açıklamalardan uyuşmazlığın istihkak davasına ait olduğu açıktır.
Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta maddi olayın taraflarca yanlış nitelendirilmesi kendilerini ve hakimi bağlamaz. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
HUMK. nun 76. maddesinin kapsadığı bu ilke ışığında uyuşmazlığın 3. kişinin istihkak davasına ait olduğunun kabulü ile İİK. nun 97/11. maddesi hükmünce genel hükümler ve basit yargılama usulü uygulanarak ve ayrıca istihkak davası hasımsız görülemeyeceğinden (borçlu) aleyhine icra takibine girişen ve haciz koyduran alacaklıya tebligat çıkarılarak taraf teşkilinin tamamlanması ve takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden ¼ oranında peşin nisbi ilam harcı alınarak duruşmaya devam edilmesi tarafların deliller toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın şikayet olarak nitelendirilmesi suretiyle yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan, davacı 3. kişi aynı eşyalar hakkında aynı (alacaklı) aleyhine Ankara 15. İcra Tetkik Merciinin 2002/432 esas s. dosyasında da istihkak davası açmıştır. Hal böyle olunca, aynı hacizli eşyalar hakkında, aynı taraflar arasında birden fazla istihkak davası açıldığından ve davalardan biri hakkında verilecek karar diğerine etkili olacağından HUMK. nun 45/3. maddesi anlamında bağlantı bulunmaktadır. Bu durumda, 14.2.1992 tarih ve 3/2 s. içtihadı birleştirme kararında da belirtildiği üzere, bir yargı çevresi içerisinde kurulmuş bulunan aynı düzeyde birden fazla mahkeme, davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılacağından ve bu sebeple davaların birleştirilmesi talebinin ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekmediğinden HUMK. nun 45/1. maddesi gereğince, mahkemece, kendiliğinden (re'sen) davaların birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine 12.2.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy