(818 S. K. m. 53) (506 S. K. m. 19, 109) (4857 S. K. m. 77)
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, iş kazası sonucu beden tamlığı bozulan işçinin duymuş olduğu acı ve üzüntünün giderilmesi (manevi tazminat) istemine ilişkindir.
Davacının 20.08.1994 tarihinde iş kazası geçirdiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, kusurun aidiyeti ve oranı ile sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, S Asliye Ceza Mahkemesi'nin 1995/12 Esas sayılı dosyasında bulunan kusur raporları esas alınarak hüküm kurulmuş ve davalı işveren 4/8 oranında kusurlu bulunmuştur. Oysa, Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince hukuk hakimi, ceza mahkemesinde sabit olan maddi olgularla bağlı ise de, kusur oranı ile bağlı değildir. Olay, iş kazası olup, iş hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Bu bakımdan, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.Hal böyle olunca, ceza davasındaki kusur raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Öte yandan, mahkemece, ceza dosyasında bulunan Ç. Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nın 10.05.1996 tarihli raporu ile belirlenen çalışma gücü kayıp oranı esas alınarak tazminata hükmedilmesi de isabetsizdir.
Gerçekten, bu tür uyuşmazlıklarda, sigortalıda oluşan sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranının, tazminatın miktarını doğrudan etkilediği ise söz götürmez. Bu durumda, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından 506 Sayılı Yasa'nın 19. maddesi gereğince tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını gösteren belgeler getirtilerek ve gerektiğinde 506 Sayılı Yasa'nın 109. maddesinin öngördüğü prosedür çerçevesinde işçide oluşan meslekte kazanma güç kayıp oranının açıkça saptanması gerekmektedir.
Mahkemece yapılacak iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu İş Kanunu'nun 77. maddesi ve işyerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri çerçevesinde inceletmek, verilen raporu, dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek, ayrıca, Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını gösteren belgeleri getirterek ve gerektiğinde 506 Sayılı Yasa'nın 109. maddesinin öngördüğü prosedür çerçevesinde işçide oluşan meslekte kazanma güç kayıp oranını saptamak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy