(1479 S. K. m. 41) (4956 S. K. m. 21, 57)
Davacılar, murisi Halil Ceylan'ın Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve kendilerine ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Mahkemece davacının 1479 sayılı yasanın 41. maddesi gereğince ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin istemi, murisinin beş tam yıl, sigorta primi ödemediği gerekçesi ile reddedilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın 41. maddesinde yer alan "üç tam yıl" ibaresini "beş tam yıl" olarak değiştiren 619 sayılı KHK'nın 19. maddesi Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile 8.8.2001 tarihinde yürürlükten kalkmıştır. Anayasa Mahkemesi kararının Yürürlüğe girmesi ile meydana gelen yasal boşluk nedeniyle 4956 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 1479 sayılı Yasanın 41. maddesi 2. kez değiştirilmiş ve ölüm aylığı için "beş tam yıl" sigorta primi ödemiş olmak koşulu yeniden getirilmiştir. 4956 sayılı Yasanın 57. maddesine göre ise, yasanın bu hükmü 8.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere 2.8.2003 tarihinde Yürürlüğe girmiştir.
Anayasa Mahkemesine 4956 sayılı yasa iye, yapılan bu düzenlemenin yasa hükmünün yayın tarihinden geriye doğru götürmesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, kişilerin sosyal güvenlik hakkını ihlal ettiği ve bu durumun sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmadığı ileri sürülerek yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi 24.6.2004 gün ve 2004/18-89 sayılı kararı ile "Yasa Koyucunun önceki Anayasa Mahkemesi kararı ile verilen süre içinde yasal düzenlemeyi yapmayarak hukuksal boşluğa neden olduğu ve bu hukuksal boşluğun yargısal içtihatlar ile hak sahipleri lehine üç tam yıl olarak belirlendiği bu durumda yasal düzenlemenin aynı tarihte ölenlerin hak sahipleri arasında eşitsizliğe yol açtığı yargı kararları ile oluşan hukuksal durum gözetilmeksizin kişilerin hukuk güvenliğini zedeleyecek biçimde geçmişten geçerli düzenleme yapılması Anayasanın 2.5. ve 60. maddelerine aykırıdır" gerekçesi ile Anayasa"ya aykırı bularak 4956 sayılı kanunun 57. maddesinin (B) bendinin 1479 sayılı Yasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasının 4956 sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile değiştirilen (a) bendi yönünden iptaline karar vermiştir.
Başka bir anlatımla Yasa'nın 8.8.2001 tarihinden itibaren geçerli olarak yürürlüğe gireceğine dair yasa hükmü iptal edilerek Anayasa Mahkemesi kararı 23.11.2004 günlü Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. Her ne kadar kararın yayın tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği belirlenmiş ise de karar gerekçesine göre verilen bu süre de yapılacak olan yasal düzenleme daha önce ölen sigortalıların hak sahiplerinin haklarını etkilemeyecektir. İptal kararının sonuçları incelendiğinde ölüm aylığı bağlanması için 5 yıl prim ödeme koşulunu arayan yasa maddesinin bu hali tamamen iptal edilmeyip sadece 8.8.2001 'de yürürlüğe giren yürürlük maddesi iptal edilmiş bulunmaktadır. Bunun anlamı 5 yıl prim ödeme koşulunu gerektiren hükmü 8.8.2001' den sonra dava konusu olayda ve benzer olaylarda yeni yürürlük tarihini belirleyecek yasa çıkarılıncaya kadar uygulanamaz hale gelmiştir. Bu gibi durumlarda yasa adeta yok hükmünde kabul edilip yasal boşluk oluştuğu varsayılmalıdır. Bu nedenle Mahkemeler M.K. 'nun 2. maddesinden hareketle bu boşluğU yasa koyucu gibi doldurarak bu konuda daha önceden yürürlükte bulunan ve benzer hallerde uygulanan Yasa'nın ilgili maddelerini kıyasen uygulamak gerekir. Bundan önceki yasa 619 sayılı kanun hükmünde kararname olup yasadaki bu süre yine 5 yıl prim ödeme koşulunu aramakta ise de Anayasa Mahkemesince iptal edilerek 8.8.2001'de yürürlükten kaldırılmıştır. Daha önceki yasa 2229 sayılı yasa ile değişik 1479 sayılı Yasa'nın 41. madde hükümlerinde de bu süre 3 yıl olarak yer almakta olup uzun yıllar böylece yürürlükte kaldığından mahkemelerce aynı sürenin esas alınarak uygulanması istikrarın sağlanması bakımından yararlı olacaktır.
Anayasa mahkemesinin iptal kararı gerekçesinde açıklandığı gibi Dairemiz ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre 1479 sayılı Yasa'nın 41. maddesinin ( a) bendi nedeniyle doğan yasal boşluğun sosyal güvenlik ve adalet ilkeleri gereği iki önceki yasal düzenlemede olduğu şekilde üç tam yıl olarak doldurulması gerekmektedir. Davacı murisinin üç tam yıl prim ödediği de dosya içerisindeki belgelerden anlaşılmakla ölüm aylığına hak kazandıkları ortadadır. Aksi yönde hüküm kurulması isabetli bulunmamaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davanın kabulü yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 29.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy