(2004 S. K. m. 96) (4721 S. K. m. 764, 765) (818 S. K. m. 222)
Dava: Uyuşmazlık, davacı 3. kişinin davalı borçluya mülkiyetinin saklı tutulması kaydıyla sattığı dolum tesisinin bazı makineleri ( parçaları ) üzerine davalı borçlunun alacaklısı tarafından konulan haczin kaldırılması istemi ile açtığı İİK'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Karar: Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak Medeni Kanun'un 764. ve 765. maddeleri ile Borçlar Kanununun 222 ve devamı maddeleridir. Anılan madde hükümlerine göre, kural olarak, mülkiyeti saklı tutulmak kaydıyla yapılan satış, noterce özel siciline kaydedilmemişse, satış kesin satışa dönüşmüş olacağından davanın reddi gerekir. Özel siciline kaydedilmişse, başka bir ifadeyle mülkiyeti saklı tutulmak kaydıyla yapılan satış geçerli ise, o zaman borçlunun temerrüde düşüp düşmediği araştırılmalıdır. Eğer borçlu temerrüde düşmüşse, bu halde, davacı 3. kişi ancak aldığı satış taksitlerini davalı borçluya iade etmek koşulu ile sözleşmeden dönebileceğinden, iade edilecek bedel üzerinden, haczin bedele dönüştürülmesi suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. Şayet, davalı borçlu geri kalan taksitleri ödemede henüz temerrüde düşmemiş ise, alacaklı geri kalan borcu bir defada ödeyerek, makineler üzerindeki mülkiyeti saklı tutulmak kaydını kaldırıp, mülkiyeti borçluya geçirerek, o malı haczettirmek ve satmak hakkına kavuşur. Bu nedenle, alacaklıya geri kalan satış bedelini yatırması için süre verilip, bu süre içerisinde bu bedel yatırıldığı takdirde, davacının istihkak davası paraya dönüştüğü kabul edilerek, bu bedelin davacı 3. kişiye ödenmesine ve makineler üzerindeki haczin devamına şeklinde karar verilmesi gerekir. Yargıtay'ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Somut olayda, 24.07.2000 tarihli düzenleme şeklinde mülkiyeti saklı tutulmak kaydı İle taşınır mal satış sözleşmesinde, dolum tesisinin satış bedelinin 3.325.000 DEM olup, bunun 590.000.- DEM'lik kısmının peşin ödendiği, geri kalan satış bedelinin ödenmesi amacıyla her biri 155.550,33 EUR tutarında ilki 15.10.2000 tarihinden başlayarak üçer ay ara ile vadeli davacı 3. kişi ( satıcı ) emrine keşide edilip, davalı borçlu ( alıcı ) tarafından kabul edildikten sonra A.Holding A.Ş. ile V.A.'ın aval verdiği 12 adet poliçenin davacı 3. kişiye ( satıcıya ) tevdii edildiği hususları yer almaktadır. Davacı 3. kişi ( satıcı ), bu poliçelerden ilki dışındakilerin henüz ödenmediğini, dolayısıyla borçlunun ( alıcının ) temerrüde düştüğünü iddia ederek, buna ilişkin 24.10.2000 ve 03.11.2000 tarihli B.A.C.D.AG'ye ait dekontları ibraz etmiştir. Bunun dışında taraflarca, diğer taksit ödemelerine ilişkin herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır. İddia edilen bu hususlar çerçevesinde Borçlar Kanunu'nun 222 ve devamı maddelerinin öngördüğü koşulların dava konusu olayda oluşup oluşmadığı araştırılarak ve karar yerinde tartışılarak, sonuca gidilmesi gerekirken, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy