(506 S. K. m. 79) (HGK. 26.02.2003 T. 2003/21-43 E. 2003/97 K.)
Dava: Davacı 1980-1992 yılları arasında çalıştığının ve sigortalı günlerinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Milli Eğitim Bakanlığı ve SSK vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, 1980-1997 yılları arasında davalı Pendik Merkez İlköğretim Okulu'na ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerin tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 01.01.1980-06.06.1994 tarihleri arasında fasılalarla Pendik Merkez İlkokulu Okul ve Öğrencileri Koruma Derneği'ne ait işyerinde çalıştığının tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 Sayılı Yasa'nın 79/10. maddesidir. Anılan maddede, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda, Pendik Merkez İlköğretim Okulu Müdürlüğü işyerinden davacı adına 01.11.1994 tarihli işe ilk giriş bildirgesinin kuruma verildiği, daha önceki çalışmalara ilişkin hiçbir resmi belge bulunmadığı ve mahkemeye de 31.01.2002 tarihinde başvurulduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öte yandan, tanık ifadeleri, davacının çalışmalarının hep Pendik Merkez İlköğretim Okulu ana sınıfı bölümünde yani aynı işyerinde geçtiği yönünde bulunmaktadır.
Kural olarak işe giriş bildirgeleri sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, bildirgeyi hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını söylememiş ise, işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki çalışmalar, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurulmazsa hak düşürücü süreye uğrar. Ayrıca, davacının aynı işyerinde bu tarihten sonra çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.02.2003 gün ve E:2003/21-43, K:2003/97 Sayılı Kararı da aynı doğrultudadır.
Ancak, işe ilk giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığının saptanması halinde diğer deliller hep birlikte değerlendirilerek çalışmanın tesbitine karar verilebilir. Oysa, mahkemece bu yönde hiçbir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Her ne kadar, somut olayda işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı, bildirgenin hile, hata veya manevi baskı altında imzalandığı ileri sürülmemiş ise de, davacı dava dilekçesinde kesintisiz bir şekilde çalıştığını iddia ettiğine göre, bu durumda mahkemece, hizmet tesbiti davalarının özelliği dikkate alınarak işe giriş bildirgesindeki imza üzerinde yöntemince uzman bilirkişiler aracılığı ile inceleme yaptırılmak oluşacak sonuca göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenmek ve tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Öte yandan, Kasım 1994, Aralık 1994, Ocak 1995 ve Nisan 1995 döneminde imzalı ücret bordrolarında davacının 20 gün çalışması yer almış ve kuruma da aynı şekilde bildirim yapılmıştır. Bu durumda, söz konusu aylara ilişkin ücret bordroları üzerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınarak imzaların davacıya ait olduğunun saptanması halinde bu aylara ilişkin istemin reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile anılan dönemlerde davacının aylık tam gün çalıştığının tesbitine karar verilmesi de isabetsizdir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy