(2004 S. K. m. 96, 97) (1086 S. K. m. 73, 507, 508, 509, 510, 511)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davacı (3. kişi) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği biçimde süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi B. Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık üçüncü kişinin İİK. nun 96 vd. maddelerine dayalı taşınır mala ait istihkak davasıdır.
İcra Mahkemesince duruşma açılarak, dava dilekçesi ve davetiye taraflara tebliğ edilmeksizin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda süresinde açılmadığından bahisle istihkak davasının reddine karar verilmiştir.
İİK. nun 96 vd. maddelerine göre açılan istihkak davaları aynı kanunun 97/11 ve HUMK. nun 507-511. maddeleri uyarınca genel hükümler çerçevesinde ve basit yargılama usulüne göre incelenir. Bu sebeple İcra Mahkemesince duruşma açılarak tarafların duruşma gönünden bilgilendirilmeleri zorunludur. Gerçekten HUMK. nun 73. maddesinin açık hükmüne göre mahkemeler yasada gösterilen belli durumlar ayrık olmak üzere, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet edilip duruşma açmadan hüküm veremezler.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı şekilde evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Kabul ve uygulamaya göre de 13.1.2004 gününde yapılan taşınır mal haczi sırasında hazır bulunan ve üçüncü kişi haciz mahallinde kendisinin ve oğlu Ş. Tali'nin oturduğunu, söylemek ve bu iddiasını tutanağa yazdırmak suretiyle 3. kişi lehine (İİK. Md. 96/1) istihkak iddiasında bulunmuştur. Kanuni süresi içerisinde yapılan bu istihkak iddiası ile dava açma süresi kesilmiştir. Alacaklı istihkak iddiasına karşı çıktığından İcra Müdürlüğünce İİK. nun 97. maddesindeki prosedürün işletilmesi gerekir. Bu prosedür işletilmediği sürece 3. kişi davasını hacizli mal satılarak bedelinin alacaklıya ödenmesine kadar açabilir. Bu durumda, dava süresinde açıldığından, işin esasına girilerek, taraf kanıtları toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde süreden red kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
O halde, davacı 3. kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine 27.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy