(4857 S. K. m. 77) (506 S. K. m. 109)
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalılar, vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Mursal tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
Dava, nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle bu, tür uyuşmazlıklarda, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı, sigortalının meslekte kazanma güç kayıp oranı ve bu orana göre, Kurum tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin, hiçbir kuşku ve duraksamaya, yer vermeksizin Sosyal Sigortalar Kurumundan araştırılıp saptanması gerektiği söz götürmez. Oysa, mahkemece, açıklanan doğrultuda inceleme ve araştırma yapılmadığı ortadadır.
Yapılacak iş öncelikle dayanın niteliği gözönünde tutularak kazayla ilgili olarak gerekli tahkikatın yapılmasının temini, bakımından olayın SSK'na intikalinin temini işlemini yerine getirmek, Kurumca olayın iş kazası sonucu meydana geldiğinin kabulü halinde ise 4857 sayılı İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, iş yerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek; şayet Kurum olumsuz yanıt verirse bu durumda olayın iş kazası olup olmadığının belirlenmesi amacıyla davacıya Sosyal Sigortalar Kurumu ve kazaya sebebiyet verenler aleyhine dava açması için önel vermek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Bilinmelidir ki, yukarıda açıklananların dışında, 506 sayılı Yasanın 109. maddesinde öngörülen prosedür işletilmek suretiyle davacı da ki maluliyet oranının belirlenmesi de davanın neticelendirilmesinde özenle uyulması gereken bir husustur.
Neticede saptanan koşullara uygun olarak maddi tazminat miktarının uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp hüküm altına alınması da izahtan varestedir.
Oysa ki, mahkemece açıklandığı şekilde hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan sonuca gidilmiştir ki, bu da usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hainde temyiz edenlere iadesine, 24.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy