(3201 S. K. m. 1, 3) (1086 S. K. m. 296)
Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre yapılan yurtdışı hizmet borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Bülent Mustafa Şimşek tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle davacının 3201 sayılı yasaya göre borçlanmak için Kuruma başvurduğu tarihte Türk Vatandaşı olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece davacının Bulgaristan'da geçen hizmetlerinin ilgili ülkenin çalışma belgeleri esas alınarak yapılan noter yeminli tercümanı çevirisine göre belirlendiği ancak çalışma belgesinin Konsolosluk veya Yetkili Siyasi memur tarafından onaylanmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan HUMK.nun 296. maddesi dış ülkede usulüne uygun yetkili memurları tarafından düzenlenen veya onaylanan resmi senetlerin, o ülkede yürürlükte bulunan yasalara uygun olduğu o ülkedeki T.C.Başkonsolosu veya konsolosluk görevini yürüten T.C.Siyasi memuru tarafından onaylanmış ise resmi senet hüküm ve kuvvetinde sayılır. Bu şekilde onaylanmamış senetlerin delil teşkil edip etmeyeceği mahkemece takdir olunur hükmünü içermektedir.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti 5.10.1961 tarihli (yabancı resmi belgelerin tasdiki mecburiyetinin kaldırılması hakkındaki Lahey Sözleşmesi)'ni 3028 sayılı Kanun ile onaylamış ve bu sözleşme Türkiye'de yürürlüğe girmiştir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti; "Bazı işlem ve belgelerin tasdikten muaf tutulması" hakkındaki çok taraflı uluslararası sözleşmeyi de onaylamış ve 16.1.1987 tarihli resmi gazetede yayınlanmıştır. Ancak Sözleşme şartları oluşmadıkça belge davanın kabulüne yeterli delil olarak kabul edilemez. Söz konusu hizmet belgesini doğrulayan başkaca bir delil ve emare de dosya ekinde bulunmamaktadır. Mahkemenin HUMK.nun 296. maddesinde açıklandığı şekilde resmi makamlarca onay taşımayan belgeye dayanak yaparak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Sosyal Güvenlik Kanunlarının uygulanması ile ilgili uyuşmazlıklar kamu düzeni ile ilgili olduğundan Mahkemenin ibraz edilen belgenin yasal ve gerçeğe uygun olup olmadığının re'sen incelenip gözönünde bulundurması gerekir. Ancak; resmi nitelik kazandırılmış belgelere itibar edilerek sonuca gidilebilir.
Mahkemece yapılacak iş;davacıya ibraz ettiği hizmet belgesini HUMK.nun 296. madde uygulaması gereğince T.C. yetkili Sosyal Güvenlik Kurumlarının karşılığı olan Bulgaristan Cumhuriyeti Milli Sigorta Enstitüsü ünvanlı yetkili sosyal güvenlik kurumlarından davacının çalıştığı günleri gösteren işyerine ait hizmet belgesi, işe giriş çıkış tarihleri, Bulgaristan iş karnesi, iş güvence karnesi, hizmet cetveli gibi bilgi ve belgeler elde edilip, bu bilgi ve belgelerin o yöredeki Türk Bulgar Elçiliğince veya Başkonsolosluğunca tercümesi yapılarak doğruluğu tasdik ettirilip, resmi senet özelliğine kavuşturulduktan sonra eldeki yargılama dosyası içerisine getirtilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu işlemler için 1978'de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan Halk Cumhuriyeti arasında imzalanan 24.5.1978 tarihli hukuki ve cezai konularda adli yardımlaşma sözleşmesi hükümleri gereğince, mahkemece yazışmalar yapıldıktan sonra davacının çalışma sürelerinin kuşku duyulmayacak biçimde Bulgaristan vatandaşı olduğu dönemlerde hangi işyerinde hangi tarihler arasında çalıştığı belirlendikten sonra bu sürelerde sınırlı olmak üzere 3201 sayılı Yasanın 3. ve devamı maddeleri gereği borçlandırılma hakkından yararlandırılmasının gerektiği düşünülmelidir.
Mahkemece bu uluslararası sözleşme usul kuralları gözardı edilerek davacı dilekçesi ekinde sunulan ve resmi makamlarca tasdik edilmemiş tercümeli evraka itibar edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy