(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.10.1970 - 21.12.1974 tarihleri arasında diğer davalı Yüksel Coşkun adına geçen çalışmaların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı Ayşe Seber, davalı Yüksel Coşkun'a ait kimlik ile Yaşar Mensucat A.Ş. işyerinde 19.10.1970 - 31.12.1974 tarihleri arasında çalıştığını ileri sürerek bu çalışmaların kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme, hak düşürücü süre sebebiyle davanın reddine karar vermiştir.
506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde, yönetmelikle tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde dava açmaları gerektiği belirtilmiş olup beş yıllık hak düşürücü süre belgeleri verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilmeyen sigortalıların açacakları hizmet tespiti davaları için geçerlidir. Davacı tarafından açılan dava ise, belgelerin işveren tarafından Kuruma verildiği belgeler kendi adına verilmeyip bir başkası adına verilmiştir. Davanın aidiyet davası olması sebebiyle bu tür davalarda hak düşürücü sürenin uygulama yerinin bulunmadığı açıktır.
Mahkemece, bu tür davalarda gösterilmesi gereken özen gereğince sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle gerek Sosyal Sigortalar Kurumunda gerekse işveren yanında bulunan ve davacının imzası ile fotoğrafını içeren işe giriş bildirgesi, ücret tediye bordrosu gibi belgeler getirtilip imzanın ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda benzerlik incelemesi yaptırılması, davacıyı yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef ustabaşı, çalışma arkadaşlarının dinlenmesi, yerine çalışıldığı iddia edilen şahsın nüfus kaydı celbedilerek davacının nüfus kaydıyla karşılaştırılması ve deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davada uygulama yeri bulunmayan hak düşürücü süre gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 27.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy