(2004 S. K. m. 96, 277) (818 S. K. m. 18)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davalı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği biçimde isteğin kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, 3. kişilerin İİK. nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu eşyalar takip dayanağı belgelerde gösterilen ve borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste ve borçlunun huzurunda 12.12.2003 gününde haczedildiğinden, İİK. nun 97/a maddesinde ön görülen mülkiyet karinesi borçlular dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu kanuni karinenin aksinin güçlü ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir.
Davacı 3. kişiler, borçlunun E. Kolektif Şirketi'ndeki %50 olan hissesinin tamamını 27.03.2003 gününde davacı 3. kişilerden H. Tursun'a devrettiğini iddia ederek, kanıt olarak 08.04.2003 günlü ticaret sicili gazetesine dayanmışlardır. Davacı 3. kişilerden C. Arslan borçlunun babası olup, haciz yapılan E. Kolektif Şirketi'ne borçlu ile birlikte %50 oranında ortak iken, borç dayanağı bonoların tanzim gününden sonra borçlu, söz konusu şirketteki hissesinin tamamını davacı 3. kişilerden H. Tursun'a 3.000.000.-TL bedelle devretmiştir. Bu durumda, borç doğumundan sonra davacı 3. kişiler ile borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla danışıklı (Muvazaalı) olarak bu hisse devri işlemini gerçekleştirdikleri açıkça ortadadır. Davacı 3. kişiler ile borçlu arasındaki görünürdeki hisse devri sözleşmesi alacaklının haklarını etkilemez.
Öte yandan, Borçlu 21.11.2003 havale günlü mal beyanını içeren dilekçesinde adres olarak haciz adresini bildirerek, babasının tüp gaz bayiinde işçi olarak çalıştığını iddia etmiştir. Borçlunun babası ile ortak olarak işlettiği işyerindeki hissesini bir başkasına devrederek aynı işyerinde işçi olarak çalışması da hayatın olağan akışına uygun değildir. Ayrıca, istihkak davasına karşı İİK. nun 277. maddesine göre tasarrufun iptali davası açılmasına gerek olmadan danışık iddiası ileri sürülebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.10.1969 tarih ve E: 679 K: 774 s. kararı).
Hal böyle olunca, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamayan istihkak davasının reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalı(alacaklı)'ya iadesine, 24.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy