(2004 S. K. m. 50, 79, 96, 97, 98, 99, 228) (1086 S. K. m. 9, 13, 512)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı kararın temyizen incelenmesi davacı (3.kişi) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği biçimde yetkisizliğe karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Havva Aydınlı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı üçüncü kişi, borçlu hakkında takibin yapıldığı İstanbul 1.İcra Müdürlüğünün talimatı üzerine Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünce haczedilen taşınır malın mülkiyetinin kendisine ilişkin olduğunu öne sürerek istihkak davası açmıştır.
Dava nitelikçe 3.kişinin İİK. nun 96 ve devamı maddesine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Davalı alacaklı yanca süresinde ileri sürülen yetkisizlik itirazı üzerine mahkemece, davanın takibinin yapıldığı İstanbul İcra Mahkemesinde açılması gerektiği sebebiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Uyuşmazlık, hacizli malın bulunduğu yerde istihkak davası açılıp açılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Olayda uygulanması gereken HUMK. nun 512/1 maddesi hükmüne göre, istihkak davası eşyanın bulunduğu ve yahut haczin vazolunduğu yerde açılabilir.
Bu özel yetki kuralları HUMK. nun 9. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralına ayrıcalık oluşturur. İİK. nun 50. maddesi hükmü gereği HUMK. nun yetkiye ait hükümleri takip hukukunda da uygulanır.
Bu ilkelerden hareketle, hacizden kaynaklanan taşınır mallara ait istihkak davaları (İİK. nun 97-99) aşağıda gösterilen yerlerde açılabilir.
1- Haciz, İcra takibinin yapıldığı yerde konulmuş ise üçüncü kişi veya alacaklı yanca istihkak davası icra takibinin yapıldığı yerde açılabilir. (HUMK md.512/1)
2- Haciz, takip icra dairesinin talimatı üzerine (istinabe yolu ile) başka bir icra dairesince konulmuş ise (İİK md.79/2) üçüncü kişi veya alacaklı yanca istihkak davası hacizli malın bulunduğu yerde açılabilir (HUMK md.512/1)
Bu halde üçüncü kişi veya alacaklı istihkak davasını, icra takibinin yapıldığı yerde de açabilir. Her ne kadar HUMK. nun 512/1 maddesinde, yanlış çeviri sonucu haczin vazolunduğu deyimi kullanılmış ise de, bunu kaynak Nöşatel Usul Kanunu'nun 463. maddesinde olduğu gibi icra takibinin yapıldığı yer (for dela poursuite) biçiminde anlamak gerektiği uygulama ve öğretide kabul edilmiştir. (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001 cilt 1. sh. 535-536)
3- Yukarda belirtilen özel yetki kuralları, HUMK. nun 9. maddesinde düzenlenen genel yetki kuralını kaldırmamıştır. Bu nedenle, üçüncü kişi veya alacaklı yanca istihkak davası, yasada ayrıca öngörülmüş olmadıkça, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Bu genel kuralın ayrıcalıkları arasında taşınmazlara ait istihkak davası (HUMK md. 13) ile iflastaki istihkak davası (İİK md.228) gösterilebilir.
4- Bazen haczi uygulayan talimat (istinabe olunan) icra dairesinin bulunduğu yer, ile hacizli malın bulunduğu yer, hatta takip yeri ayrı ayrı olabilir. Bu halde yalnız üçüncü kişi tarafından istihkak davası hacizli malın bulunduğu yerde açılabilir.
Gerçekten hacizli malın bulunduğu yerde kanıtların bulunduğu düşünülürse, bunların gerek icra mahkemesi önüne götürülmesinde kolaylık, gerek hacizli mal üzerinde kesif yapılmak, hakimin eşyayı bizzat görüp buna ait bilgisini pekiştirmek, maddi olguya nüfuz etmek gibi uyuşmazlığı çabuklukla çözümleyecek olanakları elde etmesi yönünden davanın bu yerde açılmasının yararlı olduğu gibi dava ekonomisine ve takip hukukunun amacına uygun düşeceği ortadadır. Uygulama ve öğretinin görüşü de bu yoldadır. (Y.15 Hukuk Dairesi 27.3.1989 tarih 244-1477) (Talih Uyar istihkak davaları 1994. sh. 319-320)
İstihkak davası, bu yetkili icra mahkemelerinden birisinde açılırsa mahkemece yetkisizlik kararı verilemez. Bu sebeple yetkisizlik itirazının reddedilerek talimat icra dairesince haczedilen malın bulunduğu yerdeki yetkili Kocaeli İcra mahkemesinde açılan davanın esasının tetkiki gerekirken davanın niteliğinde yanılgıya düşerek şikayet olarak nitelendirmek suretiyle yetkisizlik kararı verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
O halde, davacı 3.kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy