(506 S. K. m. 83) (Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 38)
Dava: Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen fark işçilik matrahı ile idari para cezasının iptaliyle, borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı; davalı Kurumun eksik işçilik sebebiyle tahakkuk ettirdiği prim ve gecikme zammı ile idari para cezasının iptalini istemiştir. Mahkeme, ilk kararında idari para cezası yönünden geçerlilik; prim ve gecikme zammının iptal edilmesine ait talebinin ise reddine karar vermiş; Dairemizin 9.6.2003 günlü kararı ile prim itirazına yönelik karar bozulmuştur. Bozma doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda; alınan bilirkişi raporuna göre, bu kez davacının talebi kabul edilmiş ise de varılan sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamıştır.
Davacı tarafından, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığının taş kaldırım yapma işi ihale yoluyla alınmıştır. Yapılan işin; 506 s. Yasa'nın 83. maddesinde belirtilen Kurumlardan ihale yoluyla alınan işlerden olduğu açıktır. Bu halde; sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinin 38. maddesi (a) bendinde; eksik işliğe esas alınacak matrah belirlenmiştir. Anılan maddede ..işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi (KDV) hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarı olduğu anlaşılmaktadır.
Dikkat edilmesi gereken; husus, bu matraha artık maddede belirlenen asgari işçilik oranının %25 eksiğinin uygulanmaması gerektiğidir.
Müfettiş denetimi sonucu eksik işçilik saptanması halinde bu indirimin uygulanmayacağı yönetmelik ve Kurumun ilgili genelgelerinde belirtilmektedir.
Mahkemece; ilk bozma kararında belirtilen biçimde araştırma yapılmış ise de; alınan bilirkişi raporunda yukarda belirttiğimiz ölçüler dikkate alınmadığı gibi, raporun kanuni dayanağı da anlaşılmamıştır.
Bu nedenlerle; anılan yönetmelik ve ilgili genelgeler çerçevesinde denetime elverişli; kanuni dayanakları belirtilmiş yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonuca gitmek gerekir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak; hatalı bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 12.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy