(2004 S. K. m. 96)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davalı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Davacı 3.kişi; haczedilen fındıkların, O. Gıda Maddeleri İhracat-İthalat ve Ticaret Ltd.Şirketine ait olduğunu; aralarında yapılan anlaşma gereğince; anılan şirket tarafından gönderilen fındıkların davacı tarafından kırılıp; iç fındık haline getirildikten sonra O Gıda'ya teslim edileceğini belirterek, haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacının; dava dilekçesinde yaptığı bu açıklamalar ve dilekçeye eklediği sözleşme ve irsaliyelerden; aralarında yapılan anlaşma gereğince O Gıda Limited Şirketine ait fındıkların; davacı tarafından kırılıp, iç fındık haline getirildikten sonra iade edileceği anlaşılmaktadır.
İİK.'nun 96. maddesinde, haczedilen şey üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden kişilerin istihkak davası açabileceği belirtilmiş ise de; dava açma hakkının sadece mülkiyet ve rehin hakkı sahiplerine tanınması kanunun özüne uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle doktrin ve uygulamada intifa hakkı gibi sınırlı ayni haklar kuvvetlendirilmiş kişisel haklarda bu davanın konusu olabileceği kabul edilmektedir.
Ne var ki, somut olayımızda; davacı ile dava dışı O. Gıda Ltd.Şirketi arasında düzenlenen sözleşmeden doğan hak ancak sözleşenler arasında ileri sürülebilecek kişisel bir haktır. Davacının haciz alacaklısının hakkına göre daha üstün bir hakkının olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenlerle davacının; böyle bir hakka dayanarak dava açma sıfatı bulunmamaktadır.
2-Kabule göre ise; davacı şirket takip dayanağı ilamın konusu borcun doğumundan sonra; borçlu şirket akrabası kişi tarafından ve borçlu şirket adresinde kurulmuştur. Kuruluştan kısa bir süre sonra borçlu şirket ortağı Bekir ve Sefa'da bu ortaklığa katılmış; daha sonra da aylık 50 milyon gibi sembolik bir rakamla haczin yapıldığı fabrika, borçlu şirket tarafından davacı 3.kişi şirkete kiraya verilmiştir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular; hayatın deneyimlerine aykırı olup; alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik muvazaalı işyeri devri niteliğinde olduğundan alacaklıların haklarını etkilemediği açıktır.
Bu nedenlerle sıfatı bulunmayan davacının davasının reddi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy