(5434 S. K. m. 32) (506 S. K. m. 81, 108, Ek m. 5) (2829 S. K. m. 6)
Dava: Davacı sigortalılık başlangıç tarihinin fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürülerek 1.5.1976 olarak tespitine ve 1.8.2002 tarihinden itibaren yaşlılık sigortasından tahsis yapılarak maaş bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hacer Pat tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı; sigorta başlangıç tarihinin, Emekli Sandığı fiili hizmet zammı ve 506 sayılı yasadan kaynaklanan itibari hizmet süresi dikkate alınarak 1.5.1976 olduğunun tespiti ile tahsis talebine istinaden 1.8.2002 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkemece davacının sigorta başlangıç tarihinin 13.7.1976 olduğunun tespitine ve 1.8.2002'den itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten; davacının tahsis talep tarihi olan 19.7.2002'de 5434 sayılı yasadan kaynaklanan 1 yıl 11 ay 18 gün fiili hizmet zammı ile beraber 10 yıl 2 gün Emekli Sandığı hizmeti ile 1.5.1990-30.4.2002 tarihleri arasında basın iş kolunda geçen 4320 gün SSK'ya tabi hizmetinin bulunduğu ve ilk hizmet başlangıcının 1.7.1981 olduğu tartışmasızdır. Davada çözümlenmesi gereken sorun ise 5434 sayılı yasanın T.C. Emekli Sandığı Kanunundan kaynaklanan fiili hizmet zammı ile 506 sayılı yasadan kaynaklanan itibari hizmet süresinin davacının sigortalılığına ne şekilde ekleneceği ve sigorta başlangıç tarihinin bu süreler ile geriye götürülüp götürülemeyeceği konusundadır. Bu yönden soruna her iki hizmet süresinin tabu olduğu yasalar yönünden bakılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacının Emekli Sandığına tabi hizmeti dolayısıyla verilen 1 yıl 11 ay 18 günlük ve fiili hizmet zammı süresi 5434 sayılı yasanın 34/2 maddesi uyarınca primi alınan bir süre olup yerleşmiş uygulamalar gereği ve 506 sayılı yasanın 108 ile 2829 sayılı yasanın 6. maddesine de aykırı olmadığından sigorta başlangıcına etki ettiği sigortalılık başlangıcının fiili hizmet zammı süresi kadar geriye götürülerek davacı yönünden sigorta başlangıç tarihinin 13.7.1979 olarak kabulü gerekeceği açık olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.6.1988 gün 1988/10-270-472 sayılı kararı da bu yöndedir. Ne var ki, mahkemenin 506 sayılı yasanın 2098 sayılı yasayla eklenen ek 5'lik maddesinden kaynaklanan itibari hizmet süresini de sigorta başlangıç tarihine ekleyerek başlangıcı geriye götürmesi ve bu yön ile gitmesi doğru değildir. 506 sayılı yasanın ek 5/ ilk maddesinde itibari hizmetten yararlananların her tam yıl için hizalarında gösterilen süreler sigortalılık süresi olarak eklenir hükmü gereğince hesaplanan süre sigortalılık süresine eklenecek süre, olup, bu süre sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmez. Sadece sigortalılık süresi eklenen süre kadar artırılır. Mahkemece bu sürenin sigortalılık süresinin sonuna eklenmesi gerektiği halde, yasa yanlış yorumlanarak sigortalılık başlangıcına eklenmek suretiyle hesap yapılması Dairemizin istikrar kazanmış görüşüne aykırı olduğu gibi, bu hususta uygulanması gereken 18.2.2000 gün 1997/1-2001/1 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurul kararı'na da aykırıdır.
Yukarıda ki açıklamalar gereğince; davacının sigorta başlangıç tarihinin 13.7.1979 olduğu ve bu tarih dikkate alınarak tahsis talep tarihi olan 19.7.2002'de yürürlükte bulunan 4759 sayılı yasa çerçevesinde yaşlılık aylığı şartlarının incelenmesine gelince; yaşlılık aylığı şartları yönünden 23.5.2002'de yürürlüğe giren 4759 sayılı yasaya tabi davacının, 19.7.2002'de 23 yıl 6 gün sigortalı hizmeti olduğu ve 39 yaşında bulunduğu bu verilere göre davacının 4759 sayılı yasa ile değişik 506 sayılı yasanın geçici 81/B-(a) bendi gereğince tahsis talep tarihinde 23 yıl ve 5000 gün sigortalılık süresi şartlarını taşımakla birlikte 44 yaşını doldurmadığı bu nedenle yaşlılık aylığına ancak 44 yaşını doldurduğu tarihte hak kazanabileceği dikkate alınmadan sonuca gidildiği de açık olup hüküm bu yönü ile de yerinde değildir.
Yapılacak iş davacının ilk sigorta başlangıç tarihinin 13.7.1979 olduğunun tespitine diğer taleplerinin ise reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hatalı yorum ve gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy