(2004 S. K. m. 96, 97) (2918 S. K. m. 3, 20, 22) (Karayolları Trafik Yönetmeliği m. 30, 31)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyiz en tetkiki taraf vekillerince istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: 1- Uyuşmazlık İİK.'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı 3. kişinin istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu mahcuz kazıcı ve vinçler ve iş makinasıdır. Davacı 3. kişi mahcuz iş makinalarını 11.10.1996, 1.7.1997, 20.10.1997, tarihli faturalarla aldığını, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Merca Hakimliği'nce, faturaya değer verilmeyerek, borçlu ve 3. kişi şirket ortakları arasında aynı şahıslar bulunduğu ve şirketlerin alacaklılardan mal kaçırmak için kurulduğu gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Her iki şirketin kuruluş tarihleri borcun doğumundan çok önce olduğundan, sadece ortaklarının bir kısmının aynı kişiler olması nedeniyle her iki şirketin alacaklılardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak kurulduğu kabul edilemez. Öte yandan hükmün gerekçesinde mahcuzların borçlu şirket tarafından Bayazıt A.Ş.'ne kiralandığından söz edilmiş ise de dosya içerisinde bu yönde bir belge ve bilgi mevcut değildir.
Mahcuz iş makinaları 2918 sayılı yasanın 4199 sayılı yasa ile değişik 22/C-2 maddesi gereği, özel veya tüzel kişinin üyesi bulunduğu ticaret ve sanayi odasına tescili zorunlu araçlardandır. Aynı yasanın değişik 20/d maddesinde, tescil edilmiş araçların satış ve devirlerinin tescil belgesi esas alınmak suretiyle noterlerce ya da trafik şubeleri ve bürolarınca yapılacağı öngörülmüştür. Bu nedenle mahcuz iş makinasının ilgili ticaret ve sanayi odasından haciz tarihinde ve halen kimin adına kayıtlı olduğunun sorulmadan, gelecek yanıta göre tescilsiz ise sahiplik belgesi niteliğindeki faturayı düzenleyen şirketlerin yetkili satıcı olup olmadığı üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bilindiği gibi 2918 sayılı yasanın 3. maddesine göre, araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya (Sahiplik) ya da (Satış belgesi) düzenlenmiş kişidir. 20/a-1,2. maddesinde de, araç sahiplerine ilk tescili yapılacak araçlarını satın alma tarihinden itibaren 3 ay içinde yönetmelikte bulunan bilgi ve belgeleri sağlayarak tescil ettirme yükümlülüğü getirilmiştir. Karayolları Trafik yönetmeliğinin 30/a-2 maddesi ise tescil için sahiplik belgesi, taşıt alım vergi belgesi, teknik belge ve karayolu uygun belgesi ibrazını zorunlu tutmuştur. Yönetmeliğin 31/C maddesinde aracın yetkili satıcıdan satın alınmasından sonra ve fakat trafiğe tescilinden önce satış ve devrini ancak sahiplik belgesi esas alınarak ve noterler trafik şube ve bürolarınca yapılacağı ve ayrıca satış işleminin sahiplik belgesine tarih konulup yazılarak onaylanacağı kuralı getirilmiştir. Sahiplik belgesi ile anlatılmak istenen yetkili satıcı tarafından aracın alıcısı adına düzenlenmiş faturadır. Araç sahibi ise, aracı yetkili satıcıdan satın alınması halinde adına sahiplik belgesi düzenlenen kişi, daha sonraki satış ve devirlerde ise noterce ya da trafik şube ve bürolarınca adına satış belgesi düzenlenmiş kişidir.
Yapılacak iş; mahcuz makinaların 12.11.2003 haciz tarihinde ve halen kimin adına tescilli olduğunun ilgili Ticaret ve Sanayi Odasından sormak, tescilsiz ise, sahiplik belgesi niteliğindeki faturayı düzenleyen firmaların yetkili satıcı olup olmadığını araştırmak, yetkili satıcı ise davacının iş makinasının maliki olduğunu düşünmek, yetkili satıcı değilse fatura esas alınmak suretiyle noterde veya trafik şubeleri veya bürolarınca yapılmış bir satış ve devir işlemine dayanılmadığından davacının mülkiyet hakkı bulunmadığı sonucuna varmak ve oluşacak sonuca göre karar vermektir. İcra Hakimliğinin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde sonuca gitmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Kabule göre ise, teminat karşılığı takibin ertelenmesine karar verildiği hakle İİK.nun 97/13. maddesine aykırı olarak alacaklı yararına %40 tazminata hükmolunmaması da usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönlen amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 25.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy