(1479 S. K. m. 35)
Dava: Davacı, 28.09.2000 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H.P. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacı, kesinleşen mahkeme ilamında belirtilen süre de dikkate alınarak 28.09.2000 günlü başvurusuna istinaden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm eksik incelemeye dayalı olduğundan usul ve yasaya aykırıdır.
Gerçekten davacının bakkallık işinden dolayı oda kaydına dayanılarak 14.03.1975 tarihinde tescilinin yapıldığı, oda ve esnaf sicil kayıtlarının 12.09.2000'e kadar devam ettiği, vergi kaydının ise 15.09.1985 - 21.08.1997 tarihleri arasında olduğu ekli kayıtlar ile sabittir. Ekli Diyarbakır İş Mahkemesi'ne ait 2002/63-466 sayılı kesinleşen dava dosyası ile de, vergi kaydının bulunmadığı, 20.04.1982 22.03.1985 tarihleri arasındaki sürenin de 1479 Sayılı Yasaya tabi sigortalılık süresi olarak kabul edildiği açık olup davacının tahsis talebinde bulunduğu 28.09.2000 tarihinde sigortalılık süresi yönünden "25" yıl şartını taşıdığı tartışmasızdır. Ne var ki mahkemenin bu süre içerisinde davacının kuruma prim borcu bulunup bulunmadığını araştırmadan yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermesi eksik incelemeye dayalıdır. 1479 Sayılı Yasanın 35/a bendinde belirtilen " ...prim ve her türlü borçların ödenmiş olması ... kuralının aksine bu husus, kurum kayıtları ve prim ödemeleri ile doğrulanmadan 01.l0.2000'den yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesi yerinde değildir.
Yapılacak iş, davacının 20.04.1982 ila 22.03.1995 tarihleri arasındaki süre de dahil 14.03.1975 tarihinden itibaren tahsis talep tarihine değin kuruma prim borcu bulunup bulunmadığı, prim borcu var ise bu döneme ilişkin borcun ödendiği tarih dahi açıkça sorularak gelen yazı ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya kırı olduğundan bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy