(506 S. K. m. 79/8)
Davacı, davalılardan işverenlere ait işyerlerinde geçen sigortalı hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Davanın 12.12.1985 - 14.5.1985, 1.12.1986 - 30.11.1987, 1.5.1988 30.5.1989, 1.2.1990- 5.2.1990, 21.8.1991- 30.6.1991 tarihleri arasındaki süreler yönünden hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddi yerinde olduğundan davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece davanın kısmen 506 sayılı yasanın 79/8 maddesinde yazılı hak düşürücü süre nedeniyle kısmen de kanıtlanmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacı birleştirilen dosyalarda davalılardan K. P. ve Ö. İnşaat Limitet Şirketi işyerlerinde çalıştığı halde diğer davalıların işyerlerinden bildirimde bulunulduğu gerekçesi ile eksik bildirilen hizmetlerinin tespitini istemiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79/8.maddesi uyarınca yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirler. Davacının 1.4.1985 - 11.12.1985 tarihleri arasında S. A., 15.5.1985 - 30.11.1986 tarihleri arasında O. K., 1.12.1987 - 30.4.1988 tarihleri arasında K. D., 6.2.1990 - 20.8.1991 tarihleri arasında, Muhtar Akı işyerlerinden çalışmaları kısmi olarak bildirilmiştir. Mahkemece bu işyerlerinin dönem bordrolarında kayıtlı tanıkların dinlenmesi ve bu işyerlerinden yapılan bildirimlerin gerçekten diğer davalılardan K. P. işyerindeki çalışmalar nedeniyle yapıldığının veya K. P. isimli işverenle diğer işverenlerin alt-üst işveren ilişkilerinin bulunduğunun saptanması durumunda yapılan eksik bildirimler yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşmediğinin kabulü ile eksik bildirilen süreler yönünden asıl işverenin bordro tanıkları, da dinlenmek suretiyle sonuca gitmek gerekir.
3-Davacının 1.6.1989 - 31.1.1990 tarihleri arasında davalı K. P. tarafından hizmetleri kısmi olarak bildirildiğine göre işe giriş bildirgeleri ve bordroları çalışmaların işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin aksi ise eşdeğer belgelerle kanıtlanabilir. Bu dönemde bildirim dışı kalmış süreler yönünden de işverenin ücret bordolarının celbedilmesi İmzalı ve bildirime uygun süreler dışındaki süreler yönünden davanın reddine karar verilmesi işverenin bordro ibraz edemediği veya ücret bordrolarında davacının imzası bulunmayan süreler yönünden ise işverenin Sosyal Sigortalar Kurumuna verdiği bordrolarda veya komşu işverenlerin bordrolarında ismi bulunan tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir.
4-Davanın 1.7.1991 - 29.2.1992, 16.3.1992 - 30.11.1992 tarihleri arasında davalı Muhtar Akı tarafından bildirilmiş ise de davacı gerçekte K. P. ve Ö. İnşaat Ltd. Şti. işyerinde çalıştığını ileri sürdüğünden 1.7.1991 sonrası hizmetler yönünden işten çıktığı 29.2.1992 ve dava tarihi 6.6.1997 olduğuna göre 5 yıllık hak düşürücü süreden söz etmek mümkün değildir. Öte yandan, 18.11.1992 tarihinden itibaren de davalı işveren Öz İnşaat Ltd. Ştİ. tarafından davacının kısmi olarak çalışmalarının bildirildiği anlaşılmaktadır. 1.7.1991 sonrası dönem yönünden de işyerlerinin SSK'na verdiği dönem bordrolarında ismi bulunan ve birlikte çalışan sigortalıların bilgilerine başvurmak işyeri ücret bordrolarını getirtmek ve bordrolardaki davacının imzasını taşıyan süreler dışındaki süreler yönünden davayı reddetmek, bordronun bulunmadığı veya imzasız olduğu süreler yönünden de tanık beyanlarına göre sonuca gitmek gerekir.
Mahkemenin eksik araştırma ve inceleme sonucu kısmen hak düşürücü süre ve kısmen çalışmasının sübut bulmaması nedeniyle davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 23.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy