(2004 S. K. m. 8, 97, 99) (1086 S. K. m. 299)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı (alacaklı) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Karar: Uyuşmazlık, alacaklının İİK.nun 99. maddesine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece, borçlunun 3. kişi ile aynı işyerini kullandığı ve alt katta faaliyet ettiği, borçlu ile 3. kişinin ayrı bölümlerde faaliyet gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yanlış değerlendirme sonucu varılan bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Dava konusu eşyalar, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde ve borçlu şirket vekilinin huzuru ile 21.01.2003 tarihinde haczedildiğinden, İİK.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin güçlü ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir.
Davalı 3. kişi şirketin yönetim kurulu üyeleri Zekeriya Karaman ve İsmail Karahan'ın aynı zamanda borçlu şirketin ortağı oldukları ve böylece her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mevcut organik bağ davalı 3. kişinin istihkak iddiasının muvazaaya dayandığının açık kanıtıdır. Ayrıca, İİK.'nun 8. maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında borçlu şirket ticari unvanının adrese giriş yerinde yazılı olduğu görülmüştür. Bunun yanında, borçlu şirketin muhasebe yönetmeni olan Hatice Aslı Polat isimli şahsa dava dilekçesinin 3. kişi şirket çalışanı olarak03.02.2003tarihindetebliğ edilmesi, 3. kişi şirketin yetkilisi sıfatıyla hacizlerde hazır bulunan Mustafa Öksüz isimli şahsın 16.03.2001 tarihli alacaklıya iş akdinin feshedildiğine ilişkin olarak yazılan yazıyı borçlu şirketin idari müdürü olarak imzalaması bir kısım şirket çalışanlarının da aynı kişiler olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, Ankara İl Telekom Müdürlüğü 10.06.2003 tarihli yazısında, 4196308-4196309 nolu telefonların borçlu adına kayıtlı iken, 18.06.2002 tarihinde (borç konusu işçilik alacakları davasının açılmasından sonra) davalı 3. kişi adına devir yapıldığını bildirmiştir. Bunların dışında, aynı adreste küçük bir bölümde borçlu şirketin faaliyette bulunduğu iddiası ve bu iddianın mahkemece kabulü hayatın olağan akışına da uygun değildir. Öte yandan, ticaret sicili kayıtlarında ve dosya içerisindeki diğer belgelerde bu bölümü diğer bölümlerden ayıran adres farklılığı da yer almamıştır.
Her iki şirketin ticaret sicilindeki adreslerinin, bazı ortakları ile çalışanlarının ve faaliyet konularının aynı olması ve yukarıda belirtilen diğer hususlar, borçlunun mal kaçırmak amacıyla haciz konusu malları muvazaalı olarak davalı 3. kişi şirketin malları gibi göstermek gayreti içinde olduğunu kanıtlamaktadır. Öte yandan, her zaman düzenlenmesi olanaklı olan ve haciz konusu eşyalarla ilgili olmayan faturalar ile H.U.M.K.'nun 299. maddesi uyarınca alacaklının haklarını etkilemeyen adi nitelikteki kira sözleşmesinin de mülkiyeti ispata yeterli belgelerden olmadığı gerçeği karşısında davanın kabulü yerine aksi düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy