(1479 S. K. m. 24) (4721 S. K. m. 2)
Davacı 31.12.1982-22.3.1985 tarihleri arasında 1479 s. kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptal edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava nitelikçe 31.12.1982-22.03.1985 tarihleri arasında 1479 S. Kanun kapsamında Bağ-kur sigortalısı sayılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 02.03.1978 gününden bugüne kadar Ankara Mobilyacılar ve Lakeciler Odasına kayıtlı olduğu dönem içerisinde yer alan ancak vergi kaydının olmadığı 31.12.1982-22.03.1985 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 1479 S. Yasa'nın 2654 S. Kanun ile değişik 24. maddesine göre kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan şirket ortakları ve gerçek veya götürü usulde vergi mükellefi olanlar Bağ-Kur sigortalısı sayılmıştır.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 09.03.1981 gününde kuruma verilen giriş bildirgesine istinaden, 02.03.1978 gününde başlayan Ankara Mobilyacılar ve Lakeciler Odası kaydı esas alınarak 02.03.1978 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 2654 S. Kanun'un 6. maddesi ile 1479 s. Kanun'un 24. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 20.04.1982 gününe kadar 24.04.1978 ve 16.01.1979 tarihlerinde bir kısım prim ödemelerinde bulunduğu; 01.12.1997, 02.02.1998, 30.11.2000, 25.12.2000 tarihlerinde ve devamında da prim ödemeleri yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacının 01.08.1985 gününden itibaren fasılalarla vergi kaydı, 28.05.1986 -25.04.2003 tarihleri arasında ise, esnaf ve sanatkar sicil kaydı bulunmaktadır. Bu durumda, davacı uyuşmazlık konusu dönemde vergi kaydı bulunmadığından zorunlu Bağ-Kur sigortalısı değildir. Öte yandan, mahkemece, davacının uyuşmazlık konusu döneme ait prim borçlarını ödeyip ödemediği, ödemiş ise, hangi tarihte ödediği hususları da araştırılmamıştır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince kanuni haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. Bağ-Kur'un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, tahsil edilen meblağların isteğe bağlı sigorta primi olarak nazara alınması gerekmektedir.
Yapılacak iş, 01.12.1997 gününden itibaren ödenen primlerin uyuşmazlık konusu dönemi de kapsayıp kapsamadığının başka bir deyişle, ne kadar sürenin primi olabileceğinin kurumdan sorularak, sonucuna göre değerlendirme yapılmak, daha açık bir anlatımla, eğer davalı kurum geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmiş ve uzun süre bu primleri kullanmış ise, daha sonra davacının sigortalılığının iptal edilmesi Medeni Kanun'un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından, şimdiki gibi davanın kabulüne; geçmişe yönelik prim tahsil edilmediği, edilmiş olsa dahi kurum tarafından uzun süre bu primlerin kullanılmadığının saptanması halinde ise davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy