(506 S. K. m. 60, 62)
Davacı, 1.8.1998 tarihinden itibaren yurda dönme şartı aranmaksızın aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının 2147 sayılı yasa uyarınca Yurtdışındaki çalışmalarını kesin dönüş yapmaksızın borçlandığı ve 1.9.1957-16.6.1967 tarihleri arasında 471 gün SSK.zorunlu sigortalısı olduğu,1.11.1970-30.9.1973 tarihleri arasında Emekli Sandığına tabi 1050 gün hizmetinin bulunduğu,8.10.1973-29.2.1980 tarihleri arasında yurtdışında geçen 2190 gün hizmetini 2147 sayılı yasaya göre borçlanarak ödediği toplam 3600 günün üzerinde hizmetinin bulunduğu 20.5.1943 doğumlu olup 9.1.1996 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 20.5.1998 tarihinde 55 yaşını doldurduğu ve 506 sayılı yasanın 60-A-b maddesine göre 1.6.1998 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığı, uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacıya, Emekli Sandığı tarafından sözleşme gereğince kısmi aylık bağlanması durumunda SSK.ca sözleşme göz önünde tutulmaksızın Türkiye"deki hizmetleri ve 2147 sayılı yasaya göre borçlanması ile kesin dönüş yapmaksızın yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle, davanın yasal dayanağı belirgin olarak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60/H ve 62.maddeleridir. Anılan 60/H bendinde yaşlılık aylığından yararlanmak için sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması hükmü öngörülmüştür. Madde de, sözü geçen "sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılacak" ifadesinden sigortalının, 506 sayılı yasaya tabi sigortalı olarak çalışanların kastedildiği yurtdışında yabancı işverene tabi olarak çalışan sigortalıların amaçlanmadığı açık-seçiktir. Başka bir anlatımla, yurtdışında çalışanların, 506 sayılı yasaya tabi sigortalı olarak değerlendirilmesine olanak olmadığı ortadadır. Hal böyle olunca, Sosyal Sigortalar Kanununun 60/H ve 62.maddeleri yalnız Türkiye'de çalışmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalılara uygulanacağı, yurtdışındaki çalışmalarını borçlanmak suretiyle yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalılar için uygulanmayacağı tartışmasızdır. Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Anlaşmasında da, yaşlılık aylığı bağlanması için sigortalının işinden ayrılacağına ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığı da söz götürmez. Öte yandan Dairemizin ve giderek Yargıtay"ın yerleşmiş görüşlerine göre Sosyal Güvenlik Sözleşmelerine göre bağlanan kısmi aylığın Türkiye"de geçerli hizmetler ile 2147 ve 3201 sayılı yasaya göre borçlanmaları ilave edilmek suretiyle 506 sayılı yasanın 60.maddesindeki koşulların oluşması durumunda talep halinde tam aylığa (60.maddedeki kısmi ve tam aylığa) çevrilmesi olanaklıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutmaksızın davacıya yurtdışındaki işinden ayrılmaksızın 1.8.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermek gerekirken yazılı şekilde hükmün kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 12.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy