(4857 S. K. m. 77) (818 S. K. m. 41, 45, 53)
Dava: Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, istesin kısmen kabulüne karar vermiştir Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz İsteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi Z A tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1-Her ne kadar mahkeme kararında kaza tarihinin 25.11.1999 olarak yazılması gerekirken, maddi hata sonucu 25.01.1999 olarak yazılmış olması, H.U.M.K.'nun 459. maddesi gereğince her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bozma nedeni sayılmamıştır.
2-Dava, iş kazası sonucu ölüm halinde hak sahiplerinin uğramış olduğu manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıların murisi olan sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu ölümü nedeniyle kararda yazılı manevi tazminatın davalılardan A. Yatırım ve İşletmecilik Anonim Şirketinden tahsiline, diğer davalı H Y hakkındaki davanın ise, reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin veya hak sahiplerinin tazminat davası, Borçlar Kanunu'nun 142. maddesine göre işveren ve kusurlu üçüncü kişilere karşı dayanışmalı sorumluluk esasına göre açılabilir. Öte yandan, Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza mahkemesinin takdir ettiği kusur oranı ile bağlı değilse de, ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgularla bağlıdır. Davalılardan H. Y'nin zararı oluşturan iş kazasında "hukuka aykırı davranışları" ceza mahkemesinin kesinleşen mahkumiyet kararıyla saptanmış, ayrıca temyiz konusu tazminat davasında da iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti, davalıların, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde müştereken ve müteselsilen %70 oranında kusurlu bulunduklarım belirlemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece, kararda yazılı manevi tazminatın her iki davalıdan da müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aylan olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 27.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy