(2004 S. K. m. 96, 97)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı-karşı davalı (3.Kişi) vekili tarafından istenmiş, bozmaya uyarak mahkemece ilamında belirtildiği davacı-karşı davalı 3.kişinin davasının reddine, davalı-karşı davacı alacaklının davasının kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tülay Çınkı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Uyuşmazlık İİK. nun 96 ve ardından gelen maddelerine dayanan istihkak davasıdır.
Dava konusu hacizli taşınır mallar üzerindeki haczin 25.6.2003 tarihinde yapılan borç ödemesiyle kalkmış olduğu icra dosyası içeriğinden anlaşılmıştır. Bu durumda konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davanın açılmasına sebebiyet veren tarafa yargılama giderlerinin, bu arada avukatlık ücretinin alacak miktarı ile haczedilen taşınır malın değerinden hangisi az ise onun üzerinden nispi olarak yükletilmesi gerekirken bu yön göz ardı edilerek davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan; İİK. nun 97 maddesinin 13.fıkra hükmü gereği, alacaklı yararına %40 tazminata karar verebilmek için A) İstihkak davası üzerine alacaklının alacağını tahsile olanak vermeyecek şekilde takibin talikine (ertelenmesine) karar verilmesi B) yargılama sonunda davanın reddine karar verilmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Soyut olayda, takip konusu borcun ödenmesi nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verileceğine göre davanın reddi koşulu gerçekleşmediğinden davacının tazminatla sorumlu tutulması da mümkün değildir.
2- Kabule göre ise; HUMK. nun 389. maddesi uyarınca, hükmün taraflara yükletilen ödevlerin ve bahşedilen hakların hiçbir kuşku ve tereddüdü gerektirmeyecek şekilde açık ve icra (infaz) edilebilir nitelikte olması gerekirken matrah belirtilmeden ve hükmün A ve B bölümlerinin 1.bentlerinde, iki kez hüküm altına alınması da hatalıdır.
Mahkemece; bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacı 3.kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 04.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy