(506 S. K. m. 79/8) (1479 S. K. m. 24/I, 25) (507 S. K. m. 2)
Davacı, Bağ-Kur üyeliğini iptal eden işlemin iptali ile emekli yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mesut Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar
Dava nitelikçe 22.3.1985 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-kur üyesi olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 22.03.1985-31.03.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede davacının 17.03.1976 tarihinde Göksun Esmif ve Sanatkarlar odasına kayıtlı olup kaydının halen devam ettiği, 01.01.1976-10.03.1981 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, esnaf sicil kaydının olmadığı, 19.02.1998 tarihinde verdiği giriş bildirgesi üzerine davalı Kurumca 22.03.1985 tarihi itibariyle tescil edildiği, davalı Kurum elemanlarınca oda kayıtları üzerinde yapılan incelemede oda kaydı üzerinde silinti ve kazıntı olduğunun, karar defterine adının sonradan ilave edildiğinin bildirilmesi üzerine davalı Kurumca 06.09.2000 tarihinde sigortalılığın iptal edildiği, 11.05.1998-22.03.2000 tarihleri arasında prim ödediği görülmektedir.
1479 sayılı Yasada, 506 sayılı Yasa'nın 79/8.maddesine koşut geçmiş sigortalı hizmetlerin tespitine yönelik bir düzenlemenin mevcut olmadığı ortadadır. Hal böyle olunca, geçmiş Bağ-Kur hizmetlerin tespitine yasal olanak bulunmamaktadır.
Kabule göre ise, Mahkemece davacının 17.3.1976 tarihinden itibaren Göksun Esnaf ve Sanatkârlar Odası kaydına dayalı olarak Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Uyuşmazlık davacının vergide veya esnaf sicilinde kayıtlı olmamasına karşın Esnaf ve Sanatkârlar Odası kaydına dayanarak zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davanın Yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa'nın 3165 sayılı Yasa ile değişik 24/I(a) maddesine göre ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkâr siciline kayıtlı olanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısıdır. 25. maddeye göre gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da esnaf ve sanatkâr siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren bu Kanuna göre sigortalıdır.
Gerçekten 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu Esnaf ve Küçük Sanatkârları 2. maddesinde tanımlamıştır. Bu tanıma göre ister gezici olsun, ister bir dükkânda veya belli bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtları gerekmeyen, aynı niteliğe (sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek e küçük sanat sahipleri ile bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin birinci maddeye kuracakları dernekler (odalar) bu Kanun hükümlerine tabidir. 507 sayılı Yasa'nın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K'nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise Esnaf ve Sanatkâr siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkârlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır. Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler. Değişik 119. maddeye göre mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır. 62 sayılı K.H.K. 'nun geçici 2. maddesine göre Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde yaptırılmak zorundadır. İlgili yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
Yukarıda açıklanan yasal sisteme göre 1479 sayılı Yasa'nın 24 ve 25. maddelerinde esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşları kayıtları Bağ-Kur sigortalılığına esas alınmıştır. 507 sayılı Yasada tanımı yapılan, ticareti sermayesi ile beden gücüne dayalı olup, kazancı tacir niteliğini kazandırmayacak miktarda sınırlı olan bakkal, manav, lokantacı, kasap, tamirci, berber, şoför vs. gibi esnaf ve küçük sanatkârların faaliyette bulunabilmeleri ve bu Kanuna göre kurulu esnaf ve sanatkâr derneklerine (odalarına) kaydedilebilmeleri için esnaf ve sanatkâr siciline kayıt koşulu getirilmiştir. Oda kaydının sicile kayıt tarihine göre yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle sicil kaydı olmaksızın yapılan oda kayıtlarının yasal dayanağı olmadığı ortadadır. Bu durumda 1479 sayılı Yasa'nın kapsama aldığı kanunla kurulu meslek kuruluşları 507 sayılı Yasaya göre kurulan dernekler dışında kalan kuruluşlardır. 507 sayılı Yasaya göre esnaf siciline kayıt zorunluluğu olmayan başka bir anlatımla, esnaf ve küçük sanatkâr tanımı dışında kalan 5590 sayılı Yasaya göre kurulan ticaret ve sanayi odalarına kayıtlı tüccar ve sanayiciler, aynı şekilde faaliyetlerini esnaf odalarına değil kanunla kurulu ilgili meslek odaları, birlikleri kayıtlarına göre sürdürebilen mimar, mühendis, eczacı, tabip gibi meslek mensupları kanunla kurulu bu meslek kuruluşları kayıtları ile Bağ-Kur kapsamına alınacaklardır. Hal böyle olunca, yasal dayanağı olmadan oluşturulan esnaf odası kaydı Yasa'nın anladığı anlamda -kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı niteliğinde bulunmadığından bu kayda geçerlilik tanınarak davacı zorunlu Bağ-kurlu kabul edilemez. Ayrıca, davacının sigortalılık koşullarını taşımadığı dönem için sonradan toplu olarak prim ödemek suretiyle hizmet elde etmesi de mümkün bulunmamaktadır. HGK'nun 25.6.2003 gün ve 2003/363-420 sayılı kararı da aynı yöndedir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy